İSTANBUL – İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2025 yılına ilişkin yıllık iş cinayetleri raporunu yayımladı. Rapora göre, Türkiye’de geçen yıl en az 2 bin 105 işçi çalışırken yaşamını yitirdi. Bu rakam, pandemi sonrası dönemde kaydedilen en yüksek yıllık işçi ölümü olarak dikkat çekti.
Genel Tablo
- Toplam iş cinayeti: En az 2.105 (her gün ortalama 6 işçi)
- Veri kaynağı: Yüzde 67 ulusal basından, yüzde 33 yerel kaynaklar, aileler, sendikalar ve iş güvenliği uzmanlarından derlendi.
- Sendika durumu: Ölen işçilerin 2.055’i sendikasız, sadece 50’si sendikalı (yüzde 98 sendikasız)
- Önceki yıllarla karşılaştırma:
- 2023: 1.932 işçi
- 2024: 1.897 işçi
- 2025: 2.105 işçi (pandemi sonrası rekor)
Sektörlere Göre Dağılım
| Sektör | Ölen İşçi Sayısı | En Çok Ölüm Nedeni |
|---|---|---|
| Sanayi | 691 | Ezilme, göçük, kalp krizi |
| İnşaat | 521 | Yüksekten düşme, göçük |
| Hizmet | 478 | Trafik kazası, kalp krizi |
| Tarım | 415 | Trafik kazası, zehirlenme, düşme |
Diğer Önemli Bulgular
- Çocuk işçi ölümleri: 2025’te 94 çocuk işçi hayatını kaybetti (bugüne kadarki en yüksek sayı)
- Kadın işçi ölümleri: 2025’te toplam 85 kadın iş cinayetinde öldü
- Yaş grupları: En çok ölüm 30-49 yaş grubunda (yaklaşık 874 işçi)
- En riskli iller: İstanbul ilk sırada; ardından İzmir, Ankara, Antalya, Kocaeli, Gaziantep ve Şanlıurfa geliyor.
İSİG Meclisi’nin Değerlendirmesi
Raporda, iş cinayetlerinin artık yalnızca iş güvenliği önlemleriyle açıklanamayacak kadar yapısal bir sorun haline geldiği vurgulandı. İSİG, ölümlerin arkasında şu unsurları sıraladı:
- Neoliberal politikalar ve ucuz emek stratejisi
- Grev yasakları ve sendikal baskılar
- Denetimsizlik ve taşeronluk sistemi
- Devlet, yargı ve idari mekanizmaların ihmali
“İş cinayetleri rejimi kalıcılaştı” uyarısında bulunan İSİG, “Bu ölümler önlenebilir. Ancak bunun için sendikal örgütlenme, denetim ve cezai yaptırım gerekiyor” dedi.
Sonuç
2025 yılı, Türkiye işçi sınıfı için kara bir yıl olarak tarihe geçti. İSİG Meclisi, raporun sonunda şu çağrıyı yaptı:
“İş cinayetleri tesadüf değil, bir rejimin sonucudur. Yaşamak için örgütlenmek, direnmek zorundayız. Çocuk işçiliğine, güvencesiz çalışmaya ve ölümlere karşı mücadeleyi yükseltelim!”













































