ANKARA – Raporda ayrıca 25-34 yaş grubundaki işsizlerin yaklaşık %49,2’sinin yükseköğretim mezunu olduğu vurgulandı. Ön lisans mezunlarının işsizlik oranı %15 ile lisans mezunlarının (%11,9) üzerinde seyrediyor. Bu veriler, eğitim seviyesi yükseldikçe işsizlik oranlarının düşmesi yönündeki genel eğilimin Türkiye’de tersine işlediğini gösteriyor.
OECD Karşılaştırmasında Düşük İstihdam
TEDMEM’in OECD “Bir Bakışta Eğitim 2025” raporundan derlediği verilere göre Türkiye, hem lise mezunları (%63) hem de üniversite mezunları (%75,4) için istihdam oranında OECD ülkeleri arasında en düşük seviyede yer alıyor. OECD ortalaması lise mezunlarında %77,6, üniversite mezunlarında ise %87,1. Gençlerin %31,3’ü ne eğitimde ne istihdamda (NEET) konumunda; bu oran kadınlarda %41,6’ya yükseliyor.
Eğitim-İstihdam Uyumsuzluğu ve Yapısal Sorunlar
Yükseköğretimdeki niceliksel artışa rağmen işgücü talebiyle uyumsuzluk devam ediyor. Sermaye birikiminin ihtiyaç duyduğu vasıflı emek yerine, kar odaklı ve plansız üniversite açılışları ile diploma enflasyonu yaşanıyor. Kamu ve özel sektördeki istihdam politikaları, mezunların becerilerini değerlendiremiyor; taşeronlaşma, güvencesiz çalıştırma ve düşük ücretler gençleri umutsuzluğa sürüklüyor. Kadın mezunlar ise cinsiyet temelli ayrımcılıkla daha ağır bedel ödüyor.
Üniversite mezunlarının kitlesel işsizliği, yalnızca bireysel değil, giderek büyüyen toplumsal bir sorundur. Rapor, yükseköğretim-istihdam ilişkisinin köklü biçimde yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koyarken, sorunun çözümünün sermaye merkezli politikalar yerine halkın ihtiyaçlarına dayalı planlı bir üretim ve eğitim modelinde yattığını gösteriyor.






