ANTEP – Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Gaziantep Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Sırma Halı fabrikasında aylardır ödenmeyen ücretler nedeniyle direnişe geçen işçilere destek amacıyla katıldığı basın açıklamasındaki ifadeleri nedeniyle 16 Mart 2026’da tutuklandı. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla Antep Sulh Ceza Hâkimliği tarafından cezaevine gönderilen Türkmen, bayramı cezaevinde geçirdi.
Tutuklamanın ardından sendikanın sosyal medya hesaplarından paylaşılan mesajda, Ayşe Türkmen oğlunun durumuna ilişkin duygularını dile getirdi. Ayşe Türkmen, “Benim oğlum kul hakkı yemez. Benim oğlum işçilerin hakkını savunuyor” diyerek Mehmet Türkmen’in herhangi bir yanlış yapmadığını, yalnızca emekçilerin haklarını savunduğunu ifade etti. Anne Türkmen, oğlunun doğruluktan şaşmadığını ve işçilerin haklarının yenmemesi, çolak kalmaması için mücadele ettiğini vurguladı.
Sendikal Mücadele ve Baskı Mekanizmaları
Mehmet Türkmen’in tutuklanması, patronların ücret ödememe gibi uygulamalarına karşı ses çıkaran, işçilerin hak mücadelesinde ısrarcı olan sendikacıların karşılaştığı baskının somut bir göstergesi. İşveren şikayeti üzerine başlatılan soruşturma, işçilerin hak taleplerini dile getirmeyi “suç” haline getirerek sendikal örgütlenmeyi hedef alıyor. Bu tür tutuklamalar, emekçilerin örgütlü mücadelesini engellemek ve patronların çıkarlarını korumak amacıyla hukukun araçsallaştırıldığını ortaya koyuyor.
Ayşe Türkmen’in mesajı, tutuklu sendika başkanının ailesinin yaşadığı acıyı ve aynı zamanda işçilerin hak mücadelesine olan inancı yansıtıyor. Türkmen’in tutukluluğu devam ederken, benzer davalarda olduğu gibi sendikal faaliyetlerin suç unsuru olarak gösterilmesinin emek hareketi üzerindeki etkileri tartışılmaya devam ediyor.





