ANKARA – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 16 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımladığı en güncel istatistiklere göre, Türkiye’de toplam 16 milyon 699 bin 84 kayıtlı işçi bulunuyor. Bu işçilerden yalnızca 2 milyon 413 bin 790‘ı bir işçi sendikasına üye. Bu rakam, ülke genelinde işçilerin sendikalaşma oranının %14,45 seviyesinde kaldığını gösteriyor.
Bu oran, son yıllarda görülen küçük dalgalanmalar dışında (2025 Temmuz’da %14,02, daha önceki dönemlerde %14,8 civarı) neredeyse yerinde sayan bir tabloyu ortaya koyuyor. 16 milyonu aşkın işçinin %85,55’i hâlâ sendikasız, yani örgütsüz ve toplu pazarlık hakkından yoksun durumda.
Sendikalaşma Neden Bu Kadar Düşük Kalıyor?
- Yasal engeller: İşkolu barajı ve işyeri barajı sistemi, yeni sendikaların toplu iş sözleşmesi yetkisi almasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Barajı aşan sendika sayısı sınırlı kalıyor.
- Patron ve devlet baskısı: Sendikalaşma girişimleri işten çıkarmalar, istifaya zorlama, mobbing ve hatta hukuki engellerle karşılaşıyor.
- Sarı sendikacılık: Bazı konfederasyon ve sendikaların sınıf işbirlikçi nitelikleri, işçilerin gerçek sınıf çıkarlarını savunmayan yapılar yaratıyor. Bu durum, işçilerde sendikalara karşı güvensizliği artırıyor.
- Örgütsüzlük sarmalı: Sendikasız işçiler daha düşük ücret, güvencesiz çalışma, uzun saatler ve iş cinayetlerine karşı savunmasız kalıyor. Bu da kolektif mücadele kültürünü zayıflatıyor.
Konfederasyon ve Sendika Dağılımında Durum
En büyük konfederasyon konumunu koruyan Türk-İş yaklaşık 1,3 milyon üyeyle başı çekiyor. Onu Hak-İş (yaklaşık 800-850 bin üye) ve DİSK (yaklaşık 280 bin civarı) izliyor. Bağımsız sendikaların toplam üye sayısı ise oldukça sınırlı.
En fazla üyeye sahip tek sendika ise Hizmet-İş (yaklaşık 276 bin üye) olarak öne çıkıyor. Ancak bu sendikanın da sarı sendikacılık eleştirilerine maruz kaldığını hatırlatmak gerekiyor.
Siyasi Önderlik ve Gerçek Sınıf Sendikacılığı Şart
Bugün Türkiye’de işçi sınıfı, tarihinin en büyük örgütsüzlük krizlerinden birini yaşıyor. %14,45’lik sendikalaşma oranı, işçilerin büyük çoğunluğunun ücret zammından iş güvencesine, çalışma koşullarından iş cinayetlerine karşı savunmasız bırakıldığını gösteriyor.
Bu tabloyu değiştirmek için:
- İşkolu barajının kaldırılması,
- Sendikal özgürlüğün gerçekten garanti altına alınması,
- Sarı sendikacılığın teşhir edilmesi ve işçilerin kendi bağımsız örgütlerini kurmasının önünün açılması,
- İşçi sınıfının devrimci, sınıf temelli siyasi önderliğe kavuşturulması gerekiyor.
Aksi takdirde, milyonlarca işçi daha düşük ücretlere, daha güvencesiz koşullara ve daha fazla sömürüye mahkûm edilmeye devam edecek.






































