İZMİR – ABD’nin 1960’lardan beri Küba’ya uyguladığı kapsamlı ambargo, adadaki ekonomik ve sosyal yapıyı sistematik olarak tahrip ediyor. TMMOB Başkanı’nın vurguladığı üzere, ambargo yalnızca ticaret kısıtlaması değil; ilaç, tıbbi malzeme, gıda hammaddesi, yakıt ve tarım girdilerinin girişini fiilen engelleyerek halkın temel yaşam koşullarını hedef alıyor. Küba’da kronik ilaç eksikliği, hastanelerdeki yetersiz donanım ve elektrik kesintileri, ambargonun doğrudan sonuçları arasında yer alıyor.
Ambargo nedeniyle Küba’da temel gıda maddelerinin temini zorlaşıyor, tarımsal üretim girdileri sınırlı kalıyor ve enerji arzındaki kesintiler günlük yaşamı felç ediyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar bu politikadan en ağır darbeyi alıyor. TMMOB Başkanı, ambargonun “halkın yaşam hakkını hedef alan bir yıkım politikası” olduğunu belirterek, bu uygulamanın insani değil, siyasi ve ekonomik hegemonya aracı olduğunu ifade etti.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yıllardır neredeyse tüm ülkelerin oylarıyla ambargonun kaldırılması talep edilmesine rağmen ABD’nin ısrarla sürdürdüğü politika, uluslararası hukukun ve insan haklarının hiçe sayıldığını gösteriyor. Ambargo, Küba’nın bağımsız kalkınma yolunu bloke ederken, aynı zamanda Latin Amerika ve Karayipler’deki diğer ülkeler için de caydırıcı bir örnek oluşturuyor. Bu süreç, emperyalist merkezlerin kendi çıkarları uğruna halkların temel haklarını yok saymasının tipik bir örneğini sergiliyor.
TMMOB’nin açıklaması, Türkiye’deki emek ve meslek örgütlerinin Küba halkıyla dayanışma içinde olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Ambargonun kaldırılması talebi, yalnızca Küba’ya özgü bir mesele değil; küresel ölçekte emperyalist yaptırımların halklara karşı kullandığı bir silah olarak değerlendiriliyor. Bu tür politikalar, kaynakların halkın refahı yerine hegemonya mücadelesine aktarılmasının somut bir sonucu olarak işliyor.






