İSTANBUL – Şenpres’te iflasın ertelenmesi amacıyla konkordato ilan edildiği duyurulduktan kısa süre sonra, şirketin üretim araçları ve makineleri sistematik biçimde taşınmaya başlandı. Bu operasyonlar genellikle gece saatlerinde gerçekleştirildi; işçiler ise sabah vardiyasında fabrikada boşalan alanları gördü. Konkordato süreci, alacaklılar arasında öncelik sırası belirlerken, işçilerin ücret ve tazminat alacakları en arka sıralara itildi. Böylece patron, yasal koruma altında varlıklarını başka adreslere yönlendirebildi.
Emekçilerin Yaşadığı Kayıp
21 yıldır Şenpres’te çalışan işçiler, birikmiş ücretleri, fazla mesai alacakları ve kıdem tazminatları için herhangi bir ödeme almadı. İşten çıkarılan veya işsiz kalan emekçiler, işsizlik ödeneği başvurularında da bürokratik engellerle karşılaştı; konkordato nedeniyle şirketin “aktif” görünümü devam ettiği gerekçesiyle SGK işlemleri askıya alındı. Bu durum, yıllarca aynı üretim hattında emek veren işçilerin hem maddi hem de hukuki olarak çaresiz bırakıldığını gösterdi.
Varlıklar Kaçırıldı
Görüşülen işçilere göre, fabrikadaki yüksek kapasiteli baskı makineleri, forkliftlerle gece içinde kamyonlara yüklenerek başka illere veya üçüncü şahıslara ait depolara nakledildi. Bu taşınma işlemi, konkordato komiserinin bilgisi dahilinde mi yoksa kaçak mı yapıldığı konusunda net bir açıklama gelmedi. Şirket yönetimi ise “üretim devam ediyor” açıklamasıyla süreci perdelemeye çalıştı. Oysa taşınan makineler, işçilerin alacaklarını karşılayabilecek temel varlıklardı.
Sistemin İşleyişi
Türkiye’de konkordato mekanizması, sermaye sahiplerine borçlarını yeniden yapılandırma ve varlıklarını koruma imkânı sunarken, emekçilerin haklarını ikinci plana atıyor. Benzer süreçlerde sıkça görülen bu tablo, işçilerin alacaklarının korunması yerine patronların operasyonel manevra alanının genişletildiğini bir kez daha kanıtlıyor. Şenpres örneğinde de yasal koruma, işçilerin mağduriyetini derinleştirmekten öteye geçmedi.






