ANKARA – Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, sosyal medya hesabından MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız‘ın “Umut Hakkı” konulu paylaşımını alıntılayarak yaptığı açıklamada, tartışmalı düzenlemenin kapsamına PKK lideri Abdullah Öcalan‘ın da girdiğini belirtti.
Uçum’un X hesabından yaptığı paylaşım şöyle:
“UMUT HAKKININ ESASINA İLİŞKİN NOT ! Evet, umut hakkı Feti beyin etraflıca açıkladığı gibi kişiye özgü veya Öcalan’a yönelik bir tahliye imkanı değildir. Umut hakkı genel olarak da doğrudan tahliye imkanı değildir. Umut hakkı ömür boyu cezaevinde kalacak şekilde hüküm kurulmuş herkese şartla salıverme imkanının doğru ifadeyle umudunun verilmesidir. … Bu hükümlülerin kapsamına Öcalan da girmektedir. Mesele bundan ibarettir.”
Arka Plan ve Tartışmanın Kaynağı
Açıklama, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu(Süreç Komisyonu) toplantıları sonrası gündeme gelen “umut hakkı” tartışmalarının devamı niteliğinde. MHP’li Feti Yıldız, komisyon sonrası yaptığı açıklamada infaz kanunundaki mevcut hükümleri detaylıca paylaşmış ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların koşullu salıverilme umudunun (AİHM içtihatları doğrultusunda “umut hakkı”) tanınması gerektiğini vurgulamıştı.
Yıldız’ın paylaşımında özellikle terör suçlarından ağırlaştırılmış müebbet alanların ömür boyu hapis yatma durumuna dikkat çekilmiş, bu kişilerin belirli süre infaz sonrası koşullu salıverilme umudunun verilmesi gerektiği ifade edilmişti. Uçum, bu görüşü destekleyerek konunun kişiye özel bir tahliye olmadığını, genel bir hukuki umut hakkı düzenlemesi olduğunu vurguladı ve Öcalan’ın da bu kapsama girdiğini netleştirdi.
Ne Anlama Geliyor?
Umut hakkı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında “umut olmaksızın ömür boyu hapis”in insanlık dışı muamele sayılabileceği yönündeki içtihatlara dayanıyor. Türkiye’de infaz kanununda bazı ağırlaştırılmış müebbet hükümlüleri için koşullu salıverilme yolu kapalıyken, yeni düzenlemeyle bu kişilerin belirli süre (örneğin 30-36 yıl) infaz sonrası idare ve gözlem kurullarınca değerlendirilerek şartla salıverilme umudunun tanınması hedefleniyor. Ancak Uçum’un da belirttiği gibi bu, otomatik tahliye değil; her vaka için ayrı değerlendirme gerektiren bir süreç olacak.






































