İSTANBUL – İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu da aynı açıklamada konuştu. Kaboğlu, yaşananların “depremzedelik ya da takdiri ilahi değil kesinlikle cinayet” olduğunu vurguladı. “Bu büyük, kolektif cinayetin sorumlularının mutlaka yargılanması gerekiyor” ifadesini kullandı ve yapıların denetimsizlik sonucu yıkıldığını belirtti. Kaboğlu, 3 Nisan duruşmasına katılım çağrısı yaparak sürecin takip edilmesini istedi.
Yapısal İhmaller ve Sorumluluk Zinciri
Rönesans Rezidans, 2007 Deprem Yönetmeliği’ne aykırı betonarme standartları, kalitesiz malzeme ve yetersiz denetimle inşa edildi. Bilirkişi raporları, tüm sanıkların asli kusurlu olduğunu ortaya koydu. Daha önceki raporlarda “tali kusurlu” veya “kusursuz” sayılan isimler yeni raporda ağır sorumluluk taşıyor. Dava dosyasında “olası kast” tartışması devam ederken, sanıkların bir kısmı tutuklu yargılanıyor. Ancak duruşmaların sık ertelenmesi, yargı sürecini uzatıyor ve mağdurları daha fazla yoruyor.
Sermaye, Denetimsizlik ve Toplu Cinayetler
6 Şubat depremleri, yalnızca doğal afet değil, rant hırsı ve kamu denetiminin çöküşüyle şekillenen bir yapılaşma rejiminin sonucuydu. Müteahhitler, belediyeler ve ilgili kamu kurumları arasındaki çıkar ilişkileri, binlerce binanın riskli halde kalmasına yol açtı. Rönesans Rezidans gibi “lüks” projeler, kar odaklı üretim modelinin halkı nasıl kurban ettiğini gösteriyor. Enkaz altında kalan hayatlar, ihmaller zincirinin doğrudan bedelidir.
Bu dava, deprem bölgesindeki tüm sorumluların hesap vermesi açısından sembolik önem taşıyor. Ailelerin ve avukatların yıllardır süren mücadelesi, adaletin ertelenmesinin yeni yıkımlara kapı araladığını hatırlatıyor. 3 Nisan duruşması, toplu cinayetlerde gerçek sorumluluğun kabul edilip edilmeyeceğini bir kez daha test edecek.






