MARDİN/NUSAYBİN – Demokratik Kurumlar Platformu (DEKUP) öncülüğünde Mitanni Kültür Merkezi’nden Qamilo(Kamışlı) sınırına doğru gerçekleştirilen “Bijî Berxwedana Rojava” (Yaşasın Rojava Direnişi!) sloganlı dayanışma yürüyüşü, polis terörüne sahne oldu. Polis, gaz bombaları, coplar ve fiziki saldırılarla kitlenin üzerine yürüdü; aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Kesira Önel’in de bulunduğu 6 gazeteci darp edilerek gözaltına alındı, yüzlerce kişi ters kelepçe ile sokaklarda sürüklenerek gözaltına altına alındı!
Sınırda Direniş, Sokakta Polis Şiddeti
Nusaybin’de DEM Parti grup toplantısının hemen ardından toplanan kitle, HTŞ çetelerinin Kobane, Şengal ve diğer Rojava şehirlerine dönük katliamlarını kınamak için sınıra yürüdü. “Rojava Xebat Xızır” (Rojava’yı Kurtarma Savaşı) pankartları, SDG(QSD) (Suriye Demokratik Güçleri) bayrakları ve direniş sembolleri altında yürüyen emekçiler, Nusaybin-Kamışlı(Nisêbîn-Qamişlo) sınır hattında barikat kurdu. Polis, “yasak bölge” yalanıyla 2 saatlik müzakereyi gaz bombaları ve TOMA’larla bozdu. Polis, sınırdaki Türk bayrağını bahane ederek provokasyon yarattı. Polisin bu tutumu, MHP lideri Bahçeli’nin “bölücüler bayrağa saldırdı” yalanıyla linç kampanyası başlatması tesadüf değil!
Yürüyüş sonrası Mitanni Kültür Merkezi civarında kuşatma başladı: Çok sayıda kişi gözaltına alındı, aralarında DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, DEM Parti vekilleri ve sivil toplum temsilcileri var. Dün (20 Ocak) 5 kişi “terör propagandası” ve “yasak bölgeye girme” suçlamasıyla tutuklandı; bugün rakamlar katlandı. DEM Parti Eşbaşkanları öncülüğündeki Mardin yürüyüşü de benzer polis kuşatmasına uğradı. Van, Hakkari, Adana, Diyarbakır gibi kentlerdeki eş zamanlı eylemlerde de yüzlerce gözaltı yapıldı. Van’da DEM Eşbaşkanları Neslihan Şedal, Abdullah Zeydan ve Baro Başkanı Sinan Özaraz dahil 100 kişi gözaltındaydı, hepsi direnişle serbest bırakıldı!
Gazetecilere Yönelik Faşist Saldırı: Hakikat Örtbas Ediliyor!
En vahşi yüzünü gazetecilere gösterdi devlet terörü:
- Kesira Önel (DFG Eşbaşkanı): Darp edilerek gözaltı, fiziki saldırı.
- Ferhat Akıncı, Pelşin Çetinkaya, Barış Demircan (Muhammed Demircan), Muhammed Ali Yılmaz, Heval Önkol: Yürüyüşü haberleştirirken gazdan boğulup coplandı, ters kelepçe ile karakola sürüklendi. Fotoğrafçı Ensar Özdemir de darp edildi.
DFG, Evrensel, Rudaw, MLSA, DİSK Basın-İş ve Sur Ajans gibi kuruluşlar skandalı ifşa etti: “Gazetecilik suç değil, haber alma hakkı engellenemez! Meslektaşlarımız derhal serbest bırakılsın!”, DFG: “Bu, Rojava katliamlarını gizleme çabasıdır.” dedi. Videolarda polis coplarını gazetecilerin kafasına indirdiği, gaz bombalarının yüzlerine sıkılmasının anlamı ve amacı net: Toplumun haber alma hakkı gasp ediliyor, devrimci basın susturulmak isteniyor!
Rojava, Cihatçı HTŞ ve Emperyalizmin Hedefinde
HTŞ (Heyet Tahrir el Şam) çeteleri –Türkiye’nin “muhalif” diye kolladığı El Nusra kalıntıları– Rojava’yı işgal peşinde. SDG(QSD)’nin Kobane ve Şengal direnişi, emperyalist ABD-Rusya-İsrail satranç tahtasında ezilmeye çalışılıyor.
DEM Parti Milletvekili Ali Bozan: “Nusaybin’den Kamışlı’ya Kürtler sınırı aştı, Rojava umuttur, direniştir!”
Adana’daise binler polis engelini aştı, Diyarbakır’da halk ayağa kalktı, dayanışma yayılıyor!
Bayrak Provakasyonu
Kürt illerindeki her kitlesel eylemde, kitleye müdehale etmek ve eylemi sabote etmek için bayrak provakasyonları yaşanıyor. Bugün de yine benzer bir provakasyonun yaşanması, sermaye devletinin provakasyonla ilgisinin olup olmadığına dair soruları akıllara getirdi.
DEM Parti Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez konuyla ilgili yaptığı açıklamada:
Rojava’ya yönelik barbar çete saldırılarını protesto eden genç bir yurttaşımıza, Nusaybin’de yaşanmadığı açık olan bir “bayrak indirme” iddiası yakıştırılarak ağır işkence uygulanmıştır. Ortada eylem yok, bayrak yok, suç unsuru yok; buna rağmen hedef gösterme, gözaltı ve sistematik şiddet vardır. Bu durum gerçeği çarpıtan bilinçli bir dezenformasyonla işkencenin meşrulaştırılmak istendiğini göstermektedir. Bir Kürt gencini yerde sürükleyen, tekmeleyen, coplayan akıl güvenlik üretemez, yalnızca zulüm üretir. Bu ceberut düzen, Kürtlere dönük kolektif cezalandırma siyasetini işkenceyle sürdürmektedir. Vicdanı, hukuku ve insanlığı ayaklar altına alan bu işkencecileri en güçlü biçimde kınıyoruz! Susmayacağız, boyun eğmeyeceğiz.
ifadelerini kullandı.

Rojava, yok sayılan Kürt halkının kalesidir; Kürt halkın kazanımlarını korumak için dayanışmayı yükseltmek tüm dünya halklarının, Komünistlerin ve devrimcilerin sorumluluğudur.




































