İSTANBUL – İsrail’in İran’ın dünyanın en büyük doğal gaz rezervine sahip Güney Pars sahasına düzenlediği saldırı, Tahran’ın Katar’daki Ras Laffan LNG tesisleri dahil Körfez’deki enerji altyapısına misilleme yapmasına yol açtı. Bu karşılıklı saldırılar petrol ve gaz fiyatlarında keskin yükselişlere neden olurken, küresel tedarik zincirlerini ve enerji güvenliğini riske attı. Trump, İsrail’in bu tür enerji tesislerini hedef almasını onaylamadığını belirterek Netanyahu’ya doğrudan müdahale etti ve ek saldırıların durdurulmasını istedi.
ABD-İsrail Arasındaki Farklı Yaklaşımlar
Trump, Oval Ofis’te yaptığı açıklamada Netanyahu’ya “bunu yapma” dediğini ve İsrail’in buna uyacağını ifade etti. Netanyahu ise İsrail’in gaz sahası saldırısını “kendi başına” gerçekleştirdiğini savunarak, Trump’ın talebi doğrultusunda gelecekteki enerji hedefli operasyonlardan vazgeçtiklerini belirtti.
Bu açıklama, ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaş stratejilerinde farklılıklar olduğunu gösteriyor: ABD -temsil/hizmet ettiği çokuluslu tekellerin çıkarları gereği- enerji altyapısının korunmasını ve küresel piyasaların istikrarını öncelerken, İsrail rejim değişikliği veya İran’ın askeri kapasitesinin kalıcı olarak zayıflatılmasını hedefliyor.
Kapitalist Çıkarların ve Emperyalist Rekabetin Gölgesinde Savaş
Enerji tesislerine yönelik saldırılar, emperyalist-siyonist güçlerin bölge üzerindeki hakimiyet mücadelesinde enerji kaynaklarını araç olarak kullandığını ortaya koyuyor. Saldırıların küresel petrol fiyatlarını şişirmesi, enerji şirketlerinin ve tekelci sermayenin kârlarını artırırken, emekçi halklar ve gelişmekte olan ülkeler artan yakıt maliyetleri ve ekonomik baskıyla karşı karşıya kalıyor. Trump’ın müdahalesi, İran’ın egemenliğine ve bölgedeki halkların kaynaklarına yönelik tehditleri ortadan kaldırmıyor.
Netanyahu’nun açıklaması, saldırgan politikaların koordineli şekilde yürütüldüğünü ve ABD’nin onayı olmadan İsrail’in bağımsız hareket edebildiğini iddia etse de, gerçekte iki müttefik arasındaki gerilim emperyalist blok içindeki çelişkileri derinleştiriyor. Bölge halkları, bu güç rekabetinin faturasını can ve geçim kaynaklarıyla ödemeye devam ediyor.






