MUĞLA – Türkiye’nin önde gelen turizm ve tarım merkezlerinden Muğla’da, 2025 yılı boyunca 30 ayrı maden ocağı projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildi. Kararların büyük bölümü mermer ocakları, kırma-eleme tesisleri ve sondaj faaliyetlerini kapsıyor; Milas, Yatağan, Menteşe, Kavaklıdere gibi ilçelerde yoğunlaşıyor.
Çevre Bakanlığı ve Muğla İl Müdürlüğü duyurularına dayanan verilere göre, geçen yıl içinde bu projelerin çoğu ormanlık alanlar, zeytinlikler ve tarım arazileri üzerinde planlandı. Örneğin:
- Milas’ta Wonder Stone Madencilik’in 17,8 hektarlık orman alanında mermer ocağı projesine “ÇED Olumlu” kararı (Ekim 2025),
- Yatağan’da Ermaş Maden’in 24,91 hektarlık alanda mermer işletme projesine onay,
- Birçok ilçede aynı anda birden fazla projeye “ÇED Gerekli Değildir” muafiyeti (örneğin Temmuz 2025’te 48 saatte 5 proje için hızlı karar).
Bu kararlar, turizm kenti Muğla’nın doğal yapısını tehdit ettiği gerekçesiyle çevreci örgütler, yerel halk ve sivil toplum tarafından sert eleştiriliyor. Muğla’nın yüzölçümünün yaklaşık %10’u maden ruhsatı kapsamında; fiilen kazıya dönüşen alan ise Bodrum ve Datça’nın toplam yüzölçümüne eşit büyüklükte (yaklaşık 5.539 hektar). Kent, maden izinlerinde Türkiye’de 6. sırada yer alıyor.
Çevreciler ve köylülerin ortak tepkisi:
“Turizm ve tarım kenti Muğla’da kısa vadeli maden kârı uğruna ormanlar, zeytinlikler ve su kaynakları yok ediliyor. ÇED süreçleri göstermelik; kararlar aceleyle veriliyor ve halkın görüşü dikkate alınmıyor.”
Özellikle mermer ocaklarının yol açtığı toz kirliliği, su kaynaklarının tahribatı, orman yangını riskinin artması ve biyoçeşitlilik kaybı vurgulanıyor. Bazı projelerde dere yataklarına yakınlık nedeniyle yeraltı suyu riski taahhüt edilse de, uygulamada denetim eksikliği eleştiriliyor.
Bakanlık kararları, 2025 genelinde Türkiye çapında onaylanan 1244 maden projesinin bir parçası olarak görülüyor. Muğla’da ise bu sayı, kentin ekolojik hassasiyetini göz ardı ettiği için “madencilik yağması” olarak nitelendiriliyor.
Yerel yönetimler ve muhalefet partileri, kararların iptali için yargı yoluna gidileceğini belirtiyor. Köylüler ve çevreciler ise “Muğla’yı maden mezarlığına çevirmeyin” çağrısıyla eylemlerini sürdürüyor.







































