ANKARA – Son dönemde dolar/TL kurundaki yükseliş ve Brent petrol varil fiyatlarının 80 dolar bandını aşması, rafineri çıkış fiyatlarını doğrudan etkiledi. Bu gelişmeler, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) otomatik fiyatlandırma mekanizması üzerinden pompa fiyatlarına yansıtıldı. Motorinin litre fiyatı bazı illerde 71-72 TL seviyelerine ulaşırken, akaryakıtın taşıma maliyetleri üzerinden tüm mal ve hizmetlere zam olarak yansıması bekleniyor.
Emekçi Kesim ve Üreticiler Üzerindeki Baskı
Akaryakıt zamları, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere üretim maliyetlerini hızla artırıyor. Traktör yakıtı, nakliye giderleri ve lojistik masrafları yükselen çiftçiler ile küçük esnaf, bu yükü doğrudan hissediyor. Tüketiciler için ise ulaşım, gıda ve ısınma giderlerindeki artış, reel ücretlerin erimesini hızlandırıyor. Zamların en ağır faturası, gelirinin büyük kısmını temel ihtiyaçlara harcayan emekçi kesimlere çıkıyor.
Petrol ve Dövizdeki Dalgalanmanın Sermaye Odaklı Yapısı
Uluslararası petrol piyasalarındaki oynaklık, büyük enerji tekellerinin kâr marjlarını koruma ve artırma çabalarıyla yakından ilişkili. OPEC+ kararları, jeopolitik gerilimler ve spekülatif işlemler, fiyatları yukarı çeken ana etkenler arasında yer alıyor. Türkiye’de ise döviz kuru üzerinden yansıtılan bu maliyetler, ithalata bağımlı enerji yapısının kırılganlığını bir kez daha gösteriyor. Kamu kaynaklarının enerji şirketlerine sağlanan teşvikler ve vergi indirimleri sürerken, bu yükün halka fatura edilmesi, kaynak dağılımındaki eşitsizliği derinleştiriyor.
Akaryakıt fiyatlarındaki bu tarihi yükseliş, enerji politikalarının halkın geçim koşullarını değil, küresel sermaye akışlarını ve iç piyasadaki kârlılık beklentilerini öncelediğini ortaya koyuyor. Zamlar, üretim ve tüketim zincirinin her halkasında maliyetleri artırarak yoksulluğu yaygınlaştıran bir döngü yaratıyor.





