İSTANBUL – Türkiye’nin en büyük perakende devlerinden Migros, dün Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı bildirimle, taşeron firmalarca yönetilen 43 dağıtım merkezindeki 7 bin 875 işçiyi kendi bünyesine kattığını duyurdu. Yıllardır süren grevler, depo önü direnişleri ve “geçinemiyoruz” çığlıkları sonrası gelen bu adım, işçi sınıfı cephesinde büyük bir kazanım olarak nitelendirilirken; uzmanlar ve sendika temsilcileri bu hamlenin yeni bir “kuşatma ve denetim” girişimi olabileceği konusunda uyarıyor.
Direnişin Meyvesi: Taşeron Duvarı Çöktü
Haberin odağındaki 7 bin 875 işçi, bugüne kadar farklı taşeron firmalar üzerinden, “asıl işveren” Migros’un depolarında en ağır koşullarda çalıştırılıyordu. Özellikle son haftalarda 7 ilde ve 10’dan fazla depoda patlak veren “sefalet zammına hayır” eylemleri ve iş bırakma aksiyonları, Migros yönetimini savunma hattını değiştirmeye zorladı. İşçilerin fiili ve meşru mücadelesi, yıllardır “muhatabınız biz değiliz” diyen dev perakende zincirini, işçileri doğrudan kadroya almaya mecbur bıraktı.
Kazanım mı, Yeni Bir Kuşatma mı?
Migros’un bu adımı, bir “lütuf” gibi sunulsa da sürecin arka planı soru işaretleriyle dolu. İşçi temsilcileri, kadroya geçiş sürecinin şu riskleri taşıdığına dikkat çekiyor:
- Sendikal Denetim Hamlesi: Taşeron sisteminde DGD-SEN gibi bağımsız ve mücadeleci sendikalarda örgütlenen işçilerin, kadroya geçişle birlikte “sarı sendika” veya “yandaş sendika” olarak nitelenen yapıların toplu iş sözleşmesi (TİS) yetkisine mahkûm edilmesi hedefleniyor olabilir.
- Mücadeleci İşçilerin Tasfiyesi: Kadroya geçiş sürecinde “güvenlik soruşturması” veya “performans” adı altında, direnişin öncüsü olan işçilerin ayıklanma riski bulunuyor.
- Ücretlerin Baskılanması: Şirketin KAP bildiriminde belirttiği “TİS kapsamındaki haklardan yararlanma” vaadi, mevcut enflasyonist ortamda işçilerin talep ettiği yüzde 50’lik net zam yerine, daha düşük oranlı bir sözleşmeye mecbur bırakılma hamlesi olarak görülüyor.
“Mücadele Bitmedi, Yeni Safhaya Geçti”
Konuyla ilgili görüş aldığımız sendika yetkilileri, “Bu karar, patronun işçinin gücü karşısında geri adımıdır. Ancak kimse rehavete kapılmamalı. Migros, taşeronla kuramadığı denetimi, şimdi ‘kendi işçisi’ yaparak ve toplu sözleşme masasını kullanarak kurmak istiyor. Kadro hakkı, tüm işçilerin sendikal özgürlüğü ve insanca yaşayacak ücret talebiyle birleşmediği sürece kuşatma devam edecektir,” değerlendirmesinde bulundu.
HABER ANALİZ: Migros’un bu hamlesi, sadece bir lojistik operasyon değil; son yıllarda ivme kazanan “depo işçileri hareketini” disiplin altına alma stratejisidir. İşçiler artık yalnızca Migros’un markasına karşı değil, Migros’un bizzat içinde, kendi kurallarıyla kuracağı yeni düzene karşı tetikte olmak zorunda.



































