İSTANBUL – Metal İşçileri Birliği(MİB), 21 Ocak gecesi imzalanan MESS Grup TİS sözleşmesine ilişkin açıklama yaptı. MİB, açıklamada ‘Asgari ücret zammı açlık sınırının altında, %27 olarak açıklandı. Ülkedeki tüm işçiler için bu oranın bir sınır olarak belirlendiğini Birliğimiz haftalardır ifade ediyor, gerçek bir kazanımın ise ancak bu düşük zam dayatmasının kırılmasıyla sağlanabileceğini söylüyor. ‘ denilirek ‘Metal işçileri söz, yetki, karar hakkını eline almalıdır. Fiili-meşru mücadeleyi kendine rehber edinmeli, sendikaları tekrar mücadele örgütleri haline getirmek için birleşmelidir.‘ vurgusu yapılıyor.
Sözkonusu açıklamada, ‘Sırtımıza yıkılmaya çalışılan krizin faturasına karşı insanca çalışma ve yaşam koşulları için bundan başka bir çıkış ve yol yoktur. Bütün metal işçileri bilmelidir ki bu sözleşme bir son değil iki yıl boyunca sürecek zorlu bir mücadelenin başlangıcıdır.‘ ifadeleriyle metal işçileri daha güçlü mücadeleler için mücadeleye çağırdı.
MİB’nin açıklamasının tam metni şöyle:
“Sözleşme sona erdi asıl zorlu mücadele şimdi başlıyor.
Bir MESS TİS süreci daha sona erdi. Yetkili sendikalar geleneklerini bozmadı. Yine bir gece yarısı işçiye sorma ihtiyacı bile duymadan sözleşmeyi imzaladıklarını duyurdular. Eylül 2025 itibarıyla başlayan ve şimdi sonuçlanan sözleşme sürecine dair söylenebilecek çok şey var. Bunu ayrıca yapacağız. Metal işçilerinin mücadelesini, birliğini ve dayanışmasını, önünde bulunan engelleri aşma iradesini güçlendirmek, mevcut kısır döngüyü kırmak için kapsamlı bir muhasebe ihtiyaçtır.
Şimdilik kendimizi imzalanan sözleşmenin ilk elden ortaya koydukları ile sınırlıyoruz.
Bu konuda altı çizilmesi gereken ilk nokta, kuşkusuz yetkili sendikaların artık bir ritüel haline getirdiği, metal işçisinin bilgisi ve onayı dışında, gece yarısı sözleşme imzalama pratiğidir. Sendika yönetimleri şaşırtmadı ve geleneklerini bozmadılar. Yaklaşık 150 bin metal işçisine danışma ve onay alma çabasına girmeden alelacele, aynı masaya oturup, fotoğraf çektirip, aynı sözleşmeyi imzaladılar. Aynı masaya oturup, aynı bakış açısı, aynı yöntem ve aynı davranış kalıpları içinde aynı sözleşmeyi imzalayanların birbirlerinden esaslı bir farkının olmadığı ne yazık ki yeniden ortaya çıktı.
İkincisi sözleşme imzalandıktan sonra yapılan açıklamaların ayakları havada, boş propaganda örnekleriyle dolu olması. Bu konuda da gelenek bozulmadı ve ‘zafer’, ‘kazanım’ nidaları peşi sıra geldi. Grev kararı alınmasını sağlayan dayatmalar ile ‘zafer kazandık’ söylemiyle propaganda edilen oranlar arasındaki fark bugünün koşullarında sembolik olmak ötesinde bir şey ifade etmiyor. Artan enflasyon karşısında ise buhar olup uçacağı herkesin malumu. İmzalanan güya ‘zafer sözleşmesi’ yıllardır metal işçisinin geriye gidişini durdurmamış, ağırlaşan koşulları pekiştirmiş, dayatılan topyekün sefalet koşullarının yeni bir teyidi olmuştur.
Kazanan MESS ve MESS düzeni oldu.
Asgari ücret zammı açlık sınırının altında, %27 olarak açıklandı. Ülkedeki tüm işçiler için bu oranın bir sınır olarak belirlendiğini Birliğimiz haftalardır ifade ediyor, gerçek bir kazanımın ise ancak bu düşük zam dayatmasının kırılmasıyla sağlanabileceğini söylüyor. Sendika yöneticileri ise bu gerçeği bilmezmiş gibi, asgari ücret oranına yakın bir artışı metal işçilerine kazanım olarak sunuyorlar. “Ortalama toplam”, “kümülatif toplam” vb. söylemlerle yapılan rakam oyunlarıyla bu sefalet dayatmasının üzerini örtebileceklerini, MESS ve MESS düzeninin bir kez daha TİS masasından kazanımla çıktığını gizleyebileceklerini umuyorlar.
Metal işçisinin vergi dilimleri altında ezildiği, vergi soygununun artık çekilemez hale geldiği bir süreçteyiz. Bu konuda metal işçilerinin talepleri var ve imzalanan sözleşme buna dair tek bir madde barındırmıyor.
Metal işçisi kazandığını da vergiye vermeye devam edecek. Yıl başı alınan ücretler yıl sonuna geldiğinde daha da düşecek. Altı aylık enflasyon zamları bu erimeyi durdurmak söyle dursun artıracak, alım gücü düşecek, metal işçileri bu koşullarla 2027’yi görmeye çalışacak.
Ya Türk metalciler başta olmak üzere bürokratların dillerine pelesenk ettiği iş güvencesi ve işten atmalar sorunu. Hemen hemen her fabrikada özellikle sözleşme sürecinde yoğunlaşan işten atmaların süreceği bilindiği halde sözleşme maddeleri arasında işçilerin iş güvencesini güçlendirecek bir şey bulunmuyor. Dahası göstermelik bir direnişin arkasından kolayca imzalanan sözleşmenin yeni işten atmalar için sermayeye cesaret vereceği de açık.
Önden kurulan söylemler ile imzalanan sözleşme arasındaki farklar ortada. Arada ne olduğunu bilme şansımız yok. Ancak bir gün önce grev kararları alıp, mücadele vurguları yapıp, apar topar MESS davetine gidip, ardından saatlerce hiçbir açıklama yapmayarak sözleşmenin imzalandığını duyurmak, sonra rakam oyunlarıyla metal işçisinin aklıyla dalga geçmeye çalışmak bir kez daha sendikal bürokrasinin özeti oldu.
Türk Metal’in kriz ve işten atma tehditleriyle beklentiyi düşürme çabası, gülümsemelere neden olan sözde eylemleri ve mücadele/grev kaçkını yaklaşımı bilinmektedir. Birleşik Metal-İş’in ise genel söylemleri ne olursa olsun, fabrikalarda “diğer sendikanın taslağını aşamayız” yaklaşımıyla sınırını ortaya koyması, MESS’in istediği oranlarda bir sözleşmeye üstelik fabrkalara geri dönme ihtiyacı bile duymadan imza atarak mücadeleden çark etmesi, iki sendika arasında var olan kimi farkları da ortadan kaldırmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.
Farklı söylem ve pratikle, farklı yönlerden başlayan sözleşme süreci bir kez daha aynı noktada bitmiştir. Dahası ekonomik kriz, işçi sınıfına dayatılan kölece çalışma ve yaşam koşullarına karşı metal işçilerinin mücadelenin yol açıcılığı, metal fabrikalarında yaşanılacak ileri çıkışın toplum çapında etkisi, sınıf mücadelesine kazandıracakları bir kez daha dar TİS masalarında bırakılmıştır. Ücret sendikacılığına daralmış, bunun mücadelesini dahi veremeyen bir sendikal anlayışla karşı karşıya olduğumuz bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Metal işçileri, kardeşler;
İşçi sınıfı ve emekçiler bugüne kadar ne kazandıysa birliği, kararlı mücadelesi ve üretimden gelen gücüyle kazandı. Metal işçileri sınıf mücadelesinde hep öncü ve yol açıcı bir misyon üstlendi. Bugün mücadelemiz, taban irademiz zayıf, sendikal bürokrasi etkin ve geriye gidiş bunun sonucu.
MESS ve bir bütün olarak sermaye sınıfı karşısında üretimden gelen gücümüz ve işçi sınıfının birliği, sınıfa karşı sınıf bakışıyla verilecek mücadele tek çıkış yolumuz. Yapılması gereken açıktır. Fabrika fabrika birliğimizi kurmadan, tabandan irademizi güçlendirmeden, sendikal bürokrasinin etki ve denetiminden kurtulacak bakış, bilinç ve örgütlenme yaratamadan tabloyu değiştiremeyeceğiz.
Metal işçileri söz, yetki, karar hakkını eline almalıdır. Fiili-meşru mücadeleyi kendine rehber edinmeli, sendikaları tekrar mücadele örgütleri haline getirmek için birleşmelidir. Sırtımıza yıkılmaya çalışılan krizin faturasına karşı insanca çalışma ve yaşam koşulları için bundan başka bir çıkış ve yol yoktur. Bütün metal işçileri bilmelidir ki bu sözleşme bir son değil iki yıl boyunca sürecek zorlu bir mücadelenin başlangıcıdır.
Metal İşçileri Birliği”




































