MERSİN – Mersin’in merkez ilçelerinden birinde, 26 yaşındaki Shaımas Abdi, boşanma davası sürerken cinsiyetçi eski eşi Abdulmuti Abdi tarafından evde bıçaklanarak öldürüldü. Olay, 18 Mart 2026 akşamı meydana geldi. Katil zanlısı olay yerinden kaçmaya çalışırken polis tarafından gözaltına alındı. Çiftin iki küçük çocuğu ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ekiplerince alınarak devlet korumasına yerleştirildi.
Shaımas Abdi’nin aylardır süren şiddet ve tehditlere maruz kaldığı, boşanma sürecinde ayrılma kararının ardından eski eşinin taciz ve baskılarının arttığı yakın çevresi tarafından belirtildi. Kadın, daha önce şikayette bulunmasına rağmen etkin koruma sağlanamamıştı. Bu tür durumlarda koruma kararlarının uygulanmasındaki aksaklıklar ve erkek egemen yargı anlayışının kadınların can güvenliğini ikinci plana attığı, benzer cinayetlerde sıkça karşılaşılan bir sorun olarak öne çıkıyor.
Kadın Cinayetlerinin Yapısal Boyutu
Türkiye’de her yıl yüzlerce kadın, boşanma veya ayrılık süreçlerinde eski partnerleri tarafından öldürülüyor. Mersin’deki bu olay da, erkeklerin mülkiyetçi ve kontrolcü tutumunun, kadınların bedenleri ve hayatları üzerindeki tahakkümünü koruma amacıyla şiddete dönüştüğünü gösteriyor. Kapitalist düzen içinde aile kurumunun yeniden üretim aracı olarak işlev görmesi, patriyarkal ilişkileri güçlendirerek kadın emeğini ve bedenini sömürülebilir kılmaya devam ediyor. Devlet mekanizmalarının ise çoğu zaman geç müdahale etmesi veya koruma kararlarını fiilen işletmemesi, kadınların yalnız bırakılmasına yol açıyor.
Olayın ardından kadın örgütleri ve emekçi mahallelerde yapılan açıklamalarda, Shaımas Abdi için adalet talebi yükseltildi. Cinayetin yalnızca bireysel bir “kıskançlık” ya da “anlık öfke” meselesi olmadığı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve erkek şiddetine karşı yetersiz önlemlerin doğrudan sonucu olduğu vurgulandı. Çocukların korunması olumlu bir adım olsa da, annelerin hayatta kalabilmesi için kalıcı ve etkili koruma sistemlerinin kurulması gerektiği ifade edildi.






