Grönland, dünyanın en büyük adası olarak yalnızca buz ve karla kaplı bir coğrafya değil; aynı zamanda emperyalist güçlerin yeni rekabet alanı haline gelen stratejik bir sömürü hedefidir. Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bir bölge olan bu ada, son yıllarda ABD’nin açıkça “satın alma” teklifleriyle gündeme gelmiştir.
Emperyalizmin Yeni Sömürü Alanı
Grönland’ın 2 milyondan fazla kilometrekarelik buz tabakası altında yatan nadir toprak elementleri, uranyum, petrol ve doğal gaz rezervleri, emperyalist tekellerin iştahını kabartmaktadır. Bu kaynaklar, elektrikli araçlardan füze sistemlerine, yenilenebilir enerji teknolojilerinden askeri sanayiye kadar her alanda kritik öneme sahiptir. Çin’in nadir toprak pazarındaki hakimiyetini kırmak isteyen ABD, Grönland’ı bu zinciri kırmanın anahtarı olarak görmektedir.
Ancak asıl mesele kaynakların kendisinden çok, bu kaynakların kimin elinde olacağıdır. Grönland halkı, yani çoğunluğu Inuit olan 56 bin kişi, yıllardır Danimarka’dan gelen sübvansiyonlarla geçinmeye çalışırken, emperyalist güçler adayı “satın alma” peşindedir. Bu, klasik sömürgecilik yönteminin modern hali: Para, tehdit ve gerekirse askeri güçle toprak ele geçirme.
ABD’nin Grönland’ı İsteme Nedenleri
ABD’nin Grönland’a olan ilgisi 19. yüzyıla kadar uzanır; ancak son yıllarda bu ilgi, Trump’ın “Grönland’ı alacağız” açıklamalarıyla açık bir tehdit boyutuna ulaşmıştır. Nedenleri şunlardır:
- Askeri Üstünlük: Arktik’te Rusya’nın güçlenmesi, ABD’nin Kuzey Amerika’daki tahakkümünün geleceği için Grönland’daki Thule (Pituffik) Üssü’nü yeterli görmemesidir. Ada, füze savunma sistemleri, denizaltı takibi ve hava üstünlüğü için vazgeçilmezdir.
- Kaynak Yağması: Nadir toprak elementleri ve petrol rezervleri, ABD tekellerinin Çin’e bağımlılığını bitirmek için kritik. Bu, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda askeri üstünlük meselesidir.
- Yeni Deniz Yolları: Buzulların erimesiyle açılan Kuzey Deniz Rotası ve Kuzeybatı Geçidi, kapitalist ticaret için devrim niteliğindedir. Bu rotalar, Süveyş Kanalı’ndan %40 daha kısadır ve Asya-Avrupa ticaretini ucuzlatır. ABD, bu yeni yolları kontrol ederek küresel ticaret üzerindeki hegemonyasını pekiştirmek istemektedir.
- Rusya ve Çin’e Karşı Tampon: Rusya’nın Arktik’teki askeri varlığı ve Çin’in madencilik yatırımları, ABD’yi paniğe sürüklemektedir. Grönland, bu rekabette “ön cephe” haline gelmiştir.
Bu talepler, emperyalizmin klasik “yağma hakkı” anlayışının ta kendisidir.
Arktik: Kapitalizmin Yeni Savaş Alanı
Arktik, Kuzey Kutbu merkezli, sekiz ülkenin topraklarını kapsayan devasa bir bölgedir. Buzulların erimesi, bu bölgede kapitalist rekabeti ateşlemiştir. Arktik’in emperyalist güçler için anlamı şudur:
- Petrol ve Gaz Yağması: Dünyanın keşfedilmemiş petrol rezervlerinin %13’ü, doğal gazın %30’u burada. Bu rezervler, kapitalist sistemin enerji krizini çözmek için vazgeçilmez görülmektedir.
- Deniz Yollarının Kontrolü: Yeni rotalar, küresel ticaretin ana damarlarını değiştirebilir. Kim kontrol ederse, o ticaretin kârını da ele geçirir.
- Askeri Hegemonya: Bölge, füze savunma sistemleri, denizaltı üsleri ve güç projeksiyonu için kritik. Rusya, ABD ve Çin burada askeri tatbikatlarını artırmış durumdadır.
- Çevresel Felaket: Buzulların erimesi, deniz seviyelerinin yükselmesi, yerli halkların yaşam alanlarının yok olması anlamına gelir. Ancak kapitalizm için bu, “yeni maden sahaları açmak” demektir.
Arktik’in erimesi, kapitalizmin iklim krizinin bir sonucudur. Petrol ve gaz şirketleri yıllardır bu bölgedeki rezervleri sömürmek için lobi yapmış, şimdi ise arsızca eriyen buzları “fırsat” olarak görmekteler.
Grönland ve Arktik meselesi, yalnızca jeopolitik bir rekabet değil; emperyalizmin dünya kaynaklarını yağmalama çabasının yeni bir cephesidir. ABD’nin “satın alma” teklifleri, Danimarka’nın “satılık değil” demesi, Grönland halkının özerklik talepleri ve yerli halkların ekolojik direnişi, bu mücadelenin parçalarıdır.
Devrimci ve nihaî çözüm, kaynakların halkların kontrolüne geçmesidir. Grönland’ın zenginlikleri, Inuit(1) halkının ve tüm Arktik halklarının refahı için kullanılmalı; emperyalist tekellerin değil. Arktik’in daimi olarak korunması, ancak emperyalizmin yıkılması ve komünist bir dünya düzeninin kurulmasıyla mümkündür.
Ancak yakın vaadede Grönland’ı savunmak, Arktik’i korumak, emekçi halkların uluslararası dayanışmasıyla mümkün olabilir. “Grönland satılık değil” sloganı, yalnızca Danimarka’nın değil; tüm ezilen halkların ortak sesi olmalıdır. Emperyalizme karşı mücadele, soğuk sularda da sıcak savaşlarda da aynı kararlılıkla sürdürülmelidir.
Notlar
1 ) İnuit (tekil hali İnuk), Arktik ve Subarktik bölgelerde yaşayan yerli halkların kendilerine verdikleri isimdir



