Kollektif
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Tarih Bugün Bir Kez Daha Kürt Halkına Gerçek Dostlarını Göstermektedir!

Tarih Bugün Bir Kez Daha Kürt Halkına Gerçek Dostlarını Göstermektedir!

Rojava’yı savunmak herşeyden önce insani ve vicdani bir sorumluluktur. Rojava’yı savunmak, Kürt ulusal hareketlerinin çizgini savunmak değildir, onların çizgileriyle bütünleşmek yada onların bayraklarını sallamak değildir. Rojava’yı savunmak Kürt ulusunu ve halkını savunmak, Rojava’da yaşayan herkesin varlık mücadelesini savunmak demektir.

0
Paylaş

Tarih, Rojava’da yine kan ve gözyaşı ile bir kez daha emperyalistlerin kendi çıkarları dışında hiçbir değere sahip olmadıklarını kanıtlıyor. Onlarca yıldır bir kimliğin dahi çok görüldüğü, kelimenin tam anlamıyla yok sayılan, açlığa, yoksullluğa, geleceksizliğe mahkum edilen, ağır işkencelere ve katliamlara maruz bırakılan Kürt halkı, ABD emperyalizminin Esad rejimini devirmek üzere devreye soktuğu projenin bir parçası olarak Suriye’de palazlandırılmış fundamentalist terör örgütü IŞİD’e karşı savaştırıldı. Bu savaşta ABD, Suriye’yi işaret ederek IŞİD varlığının hem Suriye hem de dünya için ne denli büyük bir tehlike olduğunu tekrar edip dururken diğer yandan IŞİD’e karşı Kürtleri birçok açıdan( en önemlisi finans ve askeri techizat bakımından) destekleyerek, IŞİD’e karşı savaşanların yanında olduğu görüntüsü verdi. -Hatırlayın Suriye’ye IŞİD’e karşı savşma bahanesiyle girmiş- Oysa ABD emperyalizminin asıl amacı, Esad’ın çöküşünü hızlandırmak, petrol ve su kaynakları olan bölgelerinin kontrolünü Esad rejiminin elinden almak, sonrasında da bir dahaki aşamaya kadar bu bölgelerin güvenliğini sağlamaktı. Bunu da kendi askeri varlığını kullanarak, doğrudan yaparak hem açıktan işgalci olarak görünmek istemedi, hem de nasılsa Kürtler bu işi yapardı, neden ABD askerleri ölsündü!

Bu proje üzere Kürt halkı, fundamentalist IŞİD’e ve gerici Esad rejimine karşı savaşta 15 bine yakın insanını savaşta kaybetti. Ulusal varlığını koruyabilmek, kendini yeniden ve hak ettiği biçimde varedebilmek, en temel insani haklarını kazanabilmek ve kaderini tayin edebilmek uğruna sonuna kadar saygıyı hak eden bir mücadele verdi.

Ne var ki, bu mücadele ABD emperyalizminden ve Öcalan’ın teslimiyetçi ve revizyonist teorilerinden, PKK’nin tasfiyeci yaklaşımından bağımsızlaştırılarak ulusal devrimci bir çizgide yürütülemedi. Suriye’deki Kürt siyasi hareket(ler)inin ideolojik çizgileri ve ABD emperyalizmine çok yönlü bağımlılığı birbirini koşullayan ve ulusal devrimci bir çizginin önünde engel olan temel meselelerdi.

Düne kadar ,Kürt ulusal hareketlerinin ABD emperyalizmine yaslanmadan, onunla işbirliği yapmadan bugünki gücüne ve olanaklarına ulaşması mümkün değildi’ gibi söylemlerle emperyalizmle işbirliğini kabul edilebilir göstermeye çalışanlar, bugün dün verdiği herşeyi bugün geri isteyen ABD emperyalizmi gerçeği karşısında apışıp kaldı! ABD emperyalizmi, Suriye’de Kürt halkını uzun vaadeli bir projenin bir kertesinde dönemsel bir aparat olarak gördüğünü açıkça ortaya koydu! Aylar öncesine kadar terörist dediği HTŞ’ye meşruluk kazandırdı, elinde petrol ve su kaynaklarını kontrol eden bir ‚Kürt kartı‘ varken her açıdan köşeye sıkıştırıp biçimlediği HTŞ’yi ve şefi Colani’yi istediği kıvama getirince Kürtlere emanet ettiği petrol ve su kaynaklarını, dahası Kürt halkının yaşam alanlarını, kendi topraklarını dahi geri isteyerek ‚2011 öncesine dönmeye‘ zorladı-zorluyor.

ROJAVA SALDIRILARI İDEOLOJİK VE SINIFSAL ÇIKARLARI AYNI OLANLARI BİR CEPHEDE TOPLADI!

Rojava, Suriye’de kendi topraklarında yok sayılan bir halkın dünyaya ‚biz varız ve buradayız‘ demesidir! Rojava, yalnızca dili, kimliği, kültürü, ulusal varlığı değil, fiziki varlığı dahi inkar edilen bir halkın emperyalizmin, kafa kesen fundamentalist teröristlerin ve gerici Esad rejiminin kana buladığı topraklarında varolma ve hayatta kalma mücadelesidir. Bu mücadele elbette tüm ilerici ve devrimci güçler açısından tartışmasız meşrudur, haklıdır.

Bugün gelinen aşamada ABD emperyalizmi yukarıda özce belirttiğimiz üzere, Rojava Kürtlerinin boğazlanmasına yardım etmekte, fundamentalist HTŞ tarafında görüntü vermektir. Duruma en çok sevinenlerden birisi de T.C sermaye devletidir. Resmi ideolojisini tekçilik üzerine kurmuş olan sermaye devleti, dünyanın herhangi bir yerinde bir Kürt varlığının statü kazanmasını kendisi için bir güvenlik meselesi olarak adletmektedir. Şoven histerilerle Rojava saldırılarını sevinçle karşılayan açıklamalar ardı ardına yapılmış, Suriye’de ‚tek devlet, tek bayrak, tek dil‘ istedikleri açıkça beyan edilmiştir. Bu beyanlardan birisi AKP sözcüsü Ömer Çelik ağzından diğeri MHP şefi Bahçeli ağzından yapılırken son açıklamada AKP şefi/Cumhurbaşkanı Erdoğan ağzından yapılmıştır.

Sadece siyasi iktidar değil, Rojava saldırılarını ağzından salyalar akıtarak HTŞ’yi alkışlayanlar arasında kendine ‚muhalif’ diyen kemalistler de var. Kemalist güruhun büyük kısmı, gazetelerde HTŞ’nin Rojava’ya yönelik saldırılarını ‚Suriye Ordusu kovalıyor, SDG kaçıyor‘ minvalinden başlıklar atacak kadar insanlıktan çıktı. -Kemalizm, bir bujuva ideoloji olması hasabiyle zaten en başından diğer tüm meselelere olduğu gibi ezilen ulus meselelerine de burjuva sınıfın çıkarları açısından bakmış ve ona göre konumlanmıştır.-

Mesele Rojava ve Kürtler olduğunda sermaye devleti, onun iktidardaki ve ‚muhalefetteki‘ aktörleri aynı cephede buluştu. Emperyalist ABD, işbirlikçisi T.C sermaye devleti, siyonist İsrail ve fundamentalist HTŞ aynı cephede!

ABD emperyalizminin çıkarları, ekonomik ve siyasal çıkar ilişkileri sarmalı göz önünde bulundurulduğunda bu cephedeki birlik gayet anlaşılır. Bu birlik tâ en başından beri böyle ancak bunu sadece Kürt hareketleri kabul etmedi yada etmek istemedi..Elbette bunda, sadece Kuzey Kürdistan(Türkiye Kürdistanı) Kürtleri ve örgütleri değil, tüm Kürdistan parçalarına Öcalan revizyonizminin onlarca yıldır dayatılması, 4 parçada milyonlarca Kürdün bugünü ve geleceği hakkında karar alma yetkisinin Öcalan’a verilmesi en temel etkendir.

……

KOMÜNİSTLER KÜRT HALKINDAN YANA, ROJAVA’DAN YANADIR!

ABD emperyalizmi, T.C sermaye devleti, siyonist İsrail ve fundamentalist HTŞ nasıl ki Rojava’ya ve Kürt ulusal mücadelesine kendi sınıfsal pencerelerinden bakıyorsa, Komünistler de meseleye işçi sınıfının penceresinden bakıyor. Biz varlığı baskı, zor, işkence ve katliamlarla inkar edilen Rojava Kürtlerinin Kendi Kaderini Tayin Hakkı’nı savunuyoruz. Yalnızca Rojava’da değil, tüm yerkürede ezilen ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı’nı savunuyoruz. Bu bizim açımızdan gayet net!

Bu hakkın bağımsız bir irade ile kullabılabilmesi için gerekli koşullar yaratılmadan şantaj, baskı ve zor tehditiyle ve/veya revizyonist tezler ve teslimiyetçi görüşler dayatılarak, Kürt kitleleri manipüle edilerek oldu-bitti’ye getirilerek UKKTH kullanılıyormuş gibi yapılmasına da karşıyız!

Ezilen bir ulusun bu hakkı kullanabilmesi için gerekli koşulların oluşturulmasını devrimci bir sorumluluk olarak görüyoruz. Ezilen uluslar sorununun ulusal hareketlere havale edilmesini, sorunun tüm yükünün ve sorumluluğunun ulusal hareketlere bırakılmasını doğru bulmuyor, kâh bir köşeden ulusal hareket(ler)e eleştiriler getirerek kâh onlara yaslanarak devrimcilik yapılamacağını düşünüyoruz!

Kürtlerin ne Türkiye’de ne Suriye’de/Rojava’da ne de İran’da/Rojhilat’ta kendi kaderini özgür iradesiyle belirleyeceği koşullar yoktur! Ancak Kürt ulusal hareketlerinin ulusal ve siyasi bir irade olarak emperyalizmle ilişkilerini tamamen kesme, Öcalan revizyonizmden kopma, yeniden devrimci bir ulusal çizgi tercih etme/tesis etme olanağı vardır. Ve bizce bu olanak, Kürt ulusal hareketlerinin içinde bulunduğu açmazı çözebilecek tek yoldur.

Kürt ulusal hareketlerinin ideolojik çizgilerine, emperyalizmle ve işbirlikçileriyle kurdukları pragmatik ilişkilere, Türkiye ayağındaki tasfiyeci yönelimlerine, İran’da/Rojhilat’taki siyonizme göz kırpan tutumlarına rağmen 4 parçada ezilen Kürt halkına ve ulusuna arkamızı dönemeyiz! Aksine Kürt Ulusal Sorunu’nun çözümüne dair sorumluluk üstelenmeyi savunuyoruz. Sorunun sınıfsal özüne sarılarak, sorunun temeline inerek, bağımsız devrimci bir çizgiden ulusal mücadelenin yakın, orta ve uzun vaadedeki ihtiyaçlarına cevap olacak, ulusal mücadelenin taleplerini sınıf mücadelesiyle birleştirecek bir hat yaratılmasını savunuyoruz.

….

Ve diyoruz ki, Rojava’yı savunmak herşeyden önce insani ve vicdani bir sorumluluktur. Rojava’yı savunmak, Kürt ulusal hareketlerinin çizgisini savunmak değildir, onların çizgileriyle bütünleşmek yada onların bayraklarını sallamak değildir. Rojava’yı savunmak Kürt ulusunu ve halkını savunmak, Rojava’da yaşayan herkesin varlık mücadelesini savunmak demektir.

Emperyalizme, işbirlikçilerine, siyonizme ve fundamentalist teröristlere karşı Rojava halkıyla dayanışmak insanlık görevidir. Hepimiz görevimizi yerine getirmekle yükümlüyüz!

Nicel gücü ne olursa olsun, ardı ardına yaptığı açıklamalarla, sokaklarda, barikatlarda Rojava halkının yanına duran soldur, devrimcilerdir ve Komünistlerdir. Tarih bugün bir kez daha Kürt halkına gerçek dostlarını göstermektedir!

https://devrimcidusun.org/wp-content/uploads/2021/04/1.png
Giriş Yap

Devrimci Düşün Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.