Kollektif
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Anti-emperyalizm, Lafta Değil, Sınıfsal ve İdeolojik Konumlanışta Belli Olur

Anti-emperyalizm, Lafta Değil, Sınıfsal ve İdeolojik Konumlanışta Belli Olur

Anti-emperyalizm lafzı herkese aynı şeyi ifade etmez. Birisi için sistemin köküne inmektir; diğeri için ise mevcut düzenin “dış tehdit” söylemiyle tahkim edilmesidir.

0
Paylaş

Anti-emperyalizm, komünistlerin ve devrimci hareketlerin en çok kullanılan, aynı zamanda en çok istismar edilen kavramlarından biridir. Bugün “anti-emperyalist” etiketi, ABD karşıtlığı yapan burjuva iktidarlara, otokratlara ve monarklara bile kolayca yapıştırılabilmektedir. Bu durum, kavramın nitelik (öz, teorik derinlik) ve işlevsellik (pratikte ne işe yaradığı, hangi sınıfsal çıkarlara hizmet ettiği) boyutlarında ayrışmasını zorunlu kılmaktadır.

Nitelikte Anti-Emperyalizm: Teorik Öz ve Derinlik

Nitelikte anti-emperyalizm, emperyalizmi salt bir “dış güç” ya da “yabancı müdahale” olarak değil, kapitalizmin en yüksek ve çürüyen aşaması olarak kavrayan yaklaşımdır (Lenin’in klasik tanımı: tekelci sermaye, sermaye ihracı, dünya paylaşımı, mali oligarşi). Bu anlayışa göre emperyalizm: kapitalizmin içkin bir sonucudur; ondan ayrı düşünülemez. Küresel değer akışının hiyerarşik yeniden üretimidir: (Emperyalist) Merkezler değer gasp eder, bağımlı ülkeler ise artı-değerin büyük kısmını kaybeder.

Emperyalizm karşıtlığı, zorunlu olarak anti-kapitalisttir. Çünkü emperyalizm, kapitalizmin “ek” bir özelliği değil, onun olgunlaşmış biçimidir.

Nitelikte anti-emperyalizm, şu soruları sorar:

  • Emperyalizm sadece ABD midir, yoksa tüm tekelci kapitalist blok mudur?
  • Bağımlı ülkelerde işbirlikçi burjuvazi ve büyük toprak sahipleri emperyalizmin iç dayanağı değil midir?
  • Anti-emperyalist mücadele, nihai olarak proletarya önderliğindeki -sosyalist- devrimlerle mi, yoksa “ulusal burjuvazi” ile ittifakla mı kazanılır?

Bu niteliksel yaklaşım, enternasyonalizmi de zorunlu kılar. Çünkü ezilen halkların kurtuluşu, hem merkez emperyalist ülkelerin proletaryasının kendi emperyalist burjuvazilerine karşı mücadelesiyle hem de diğer coğrafya proleteryalarının kendi burjuvazilerine karşı mücadelesiyle iç içedir. O veya bu emperyalist odağın karşısında dururken başka bir burjuva devletin yanında konumlanarak “Kendi emperyalist burjuvazimizin ve/veya devletinin selameti” veya “kendi işbirlikçi tekelci burjuvazimizin ve/veya devletinin selameti” diye bir anti-emperyalizm olamaz.

İşlevsellikte Anti-Emperyalizm: Pratikte Ne İşe Yarar?

İşlevsellik boyutu, kavramın pratikte hangi sınıfsal projeye hizmet ettiğini gösterir. Tarihsel olarak anti-emperyalizm iki ana biçimde işlevselleşmiştir:

  1. Devrimci ve tutarlı işlevsellik
  • Emperyalizme karşı mücadele, sınıfsal devrim perspektifini güçlendirir.
  • Emperyalizm ve onun yerel dayanakları (işbirlikçi burjuvazi vb) hedeflenir.
  • Mücadele, proletarya önderliğinde proleter devrimine endekslenir.

Bağımsızlık, sadece siyasal değil, ekonomik ve toplumsal kurtuluşla tamamlanır. Ekim Devrimi’nde, Çin Devrimi’nde, Vietnam’da Ho Chi Minh önderliğinde görülen tam olarak bahsettiğimiz şeydir.

  1. Reformist, milliyetçi veya oportünist işlevsellik
  • Anti-emperyalizm, ulusal burjuvazinin ya da egemen blokun meşruiyet aracı haline gelir.
  • Emperyalizm “dış mihrak” olarak gösterilir, içerideki sömürü ve gericilik perde arkasına atılır.
  • “Millî burjuvazi” ile ittifak, “ulusal cephe” adı altında sınıf işbirliği kutsanır.

Bağımsızlık kazanılır gibi görünür, ama bağımlılık biçimi değişir; yeni bir emperyalist hiyerarşiye eklemlenilir. Tarihsel örnekler: 1960-70’lerdeki bazı “üçüncü dünya” rejimleri, günümüzde ise bazı “anti-ABD”ci burjuva iktidarların anti-emperyalist ilan edilmesi.

Bu ayrım, şu gerçeği ortaya koyar: Anti-emperyalizm lafzı herkese aynı şeyi ifade etmez. Birisi için sistemin köküne inmektir; diğeri için ise mevcut düzenin “dış tehdit” söylemiyle tahkim edilmesidir.

Türkiye’de anti-emperyalizm tartışması, bu ikiliğin en çarpıcı örneklerini veriyor. Bir kesim, emperyalizmi yalnızca “Batı karşıtlığı” olarak görüyor; içerideki işbirlikçi tekelci sermaye ve gericiliği görmezden geliyor. Başka bir kesim ise, anti-emperyalizmi milliyetçi-muhafazakâr bir kalkan haline getirerek, emperyalizmle bütünleşmiş sermaye gruplarını “millî” diye savunuyor. Başka bir kesimse burjuva devletin kurucu resmi ideolojisi kemalizmi ve burjuva devleti savunmayı anti-emperyalizm sanıyor. Her üç durumda da anti-emperyalizm lafzı, işlevsel olarak egemen sınıfların lehine kullandığı bir manipülasyon aracına dönüşüyor.

Gerçek anti-emperyalizm ise, nitelikte tutarlı ve işlevsel olarak devrimci olmalıdır. Emperyalizmi kapitalizmden koparamazsınız; emperyalizme karşı çıkmak, kapitalizme karşı çıkmayı gerektirir. Tam bağımsızlık, yalnızca proletarya önderliğinde, emekçi halkların iktidarıyla mümkündür.

Anti-emperyalizm, lafta değil, sınıfsal konumlanışta belli olur. Nitelikte devrimci olmayan bir sahte anti-emperyalist, er ya da geç işlevsel olarak karşı-devrimci hale gelir.

https://devrimcidusun.org/wp-content/uploads/2021/04/1.png
Giriş Yap

Devrimci Düşün Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.