İSTANBUL – Yasa, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlileri yargılayan askeri mahkemelerde “terör” suçlamasıyla ölüme sebebiyet veren eylemler için zorunlu idam cezasını getiriyor. Basit çoğunlukla karar verilebilecek, temyiz hakkı sınırlanacak ve af veya cezada indirim imkanı kaldırılacak. Aynı suçtan yargılanan İsrailli yerleşimciler için ise hapis cezası seçeneği korunurken, Filistinliler için ayrımcı bir ikili sistem oluşturuluyor. Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in partisi tarafından hazırlanan tasarı, 7 Ekim sonrası süreçte hızlandırıldı.
İşgal ve Ayrımcı Yargı Sistemi
İsrail’in askeri mahkemeleri uzun yıllardır Filistinlileri yargılamak için kullanılıyor. Bu mahkemelerde standart usul ve delil kuralları sıklıkla esnetiliyor, idari tutukluluk yaygındır ve işkence iddiaları çok yetersiz de olsa rapor ediliyor. Yeni tasarı, bu yapıyı daha da sertleştirerek idamı rutin bir araç haline getirme potansiyeli taşıyor. Uluslararası insan hakları örgütleri ve BM uzmanları, tasarının ırk ayrımcılığına dayandığını ve Filistinlilere karşı ayrımcı uygulama anlamına geldiğini belirtiyor. Tasarıya karşı 1200’den fazla İsrailli akademisyen, eski yargıç ve güvenlik yetkilisi imza kampanyası başlattı.
Baskı ve Direniş Bağlamı
Filistin halkı, işgal altında topraklarını, özgürlüğünü ve yaşam hakkını savunurken binlerce kişi İsrail hapishanelerinde tutuluyor. Bu kişiler arasında siyasi tutuklular, çocuk esirler ve idari tutuklular bulunuyor. İdam tasarısı, mevcut gözaltı, işkence ve toplu cezalandırma politikalarının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. Gazze’deki soykırım devam ederken cezaevlerindeki baskının artırılması, Filistin direnişini kırma, halkı sindirme ve tamamen diz çöktürüp teslim almak amacını yansıtıyor.
İsrail’in sözkonusu yasa hazırlığı, işgalci gücün soykırım ve ablukayla dayattığı egemenliğini pekiştirmek için siyonist devlet hukukunu nasıl araçsallaştırdığını da gösteriyor. Filistinli esirlerin kaderi, yalnızca bireysel değil, kolektif bir halk mücadelesinin parçasıdır. Tasarının yasalaşması halinde yaratacağı sonuçlar, uluslararası hukukun ihlali boyutlarını daha da derinleştirecek, işgalcinin suçlarına yenilerini ekleyecek ve bölgedeki gerilimi tırmandıracaktır.






