İSTANBUL – 28 Şubat’tan bu yana süren bölgesel çatışma, enerji fiyatlarında patlama, tedarik zincirlerinde kesintiler ve döviz kurlarındaki dalgalanmalarla birlikte reel ekonomiyi ağır darbe vurdu. İşsizlik oranları hızla yükselirken, hanehalkı borçları ödenemez hale geldi. Enflasyonun çift haneli seviyelerde seyretmesi, asgari ücret ve sabit gelir gruplarının alım gücünü yok etti. Bu koşullar altında kredi kartı borçları, tüketici kredileri ve ticari alacaklar hızla icra dosyalarına dönüştü.
Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2026’nın ilk iki ayında dosya sayısı zaten yüksek seyretmesine rağmen savaşın başlamasıyla ivme kazandı. Son 11 günde kaydedilen 80 binlik artış, günlük ortalama 7 binden fazla yeni dosya anlamına geliyor. Bu rakamlar, yalnızca bireysel borçluları değil, küçük ve orta ölçekli işletmeleri de kapsıyor.
Sistemin Yapısal Sorunları ve Eşitsizlik
İcra dairelerindeki aşırı yük, yıllardır biriken yapısal sorunların üzerine ekleniyor. Dairelerin personel ve altyapı yetersizliği nedeniyle dosya işlem süreleri uzarken, borçlulara yönelik haciz ve satış işlemleri fiilen tıkanmış durumda. Bu durum, alacaklıların haklarını elde edememesi yanında, borçluların da belirsizlik içinde yaşamasına yol açıyor.
Kapitalist sistemin kriz döngüleri ve emperyalist rekabetin yarattığı bölgesel savaşlar, halk kesimlerini en ağır bedeli ödemeye zorluyor. Enerji ve gıda fiyatlarındaki artış, iş kayıpları ve gelir erimesi, milyonlarca insanı borç sarmalına sürüklüyor. İcra dosyalarındaki patlama, bu yıkımın somut bir göstergesi olarak, sistemin halkın geçim koşullarını koruyamadığını ve eşitsizliği daha da derinleştirdiğini ortaya koyuyor.






