KOCAELİ – Davanın ilk duruşması 24 Mart 2026’da Kandıra’daki Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü duruşma salonunda görüldü. Gebze’ye yaklaşık 1,5 saat uzaklıktaki bu yerin seçilmesi, aileler ve avukatlar tarafından yargılamayı kamuoyundan uzaklaştırma girişimi olarak nitelendirildi. Duruşma salonunda basına telefon yasağı getirilirken, kitle örgütlerinin davaya katılma talepleri de engellendi.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Ergin, duruşma sürecinde aleniyet ilkesine uyulmadığını belirterek, yargılamanın şeffaflıktan uzak tutulduğunu ifade etti. Aileler ise kamu görevlilerinin de ihmalleri nedeniyle soruşturmaya dahil edilmesini talep ediyor.
Barolar ve Hukuk Örgütlerinin Katılma Talepleri Toplu Reddedildi
Davanın ilk duruşmasında Türkiye Barolar Birliği, Kocaeli, Sakarya, Bursa ve İstanbul baroları ile Kocaeli Kadın Platformu ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nin davaya müdahil olma talepleri, mahkeme heyeti tarafından tek bir ara kararla reddedildi. Ret gerekçesi, bu kurum ve örgütlerin “doğrudan suçtan zarar görmediği” şeklinde açıklandı.
Ahmet Ergin’den Tepki: Baroların Toplumsal Görevi Vurgulandı
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Ergin, karara tepki göstererek şu değerlendirmeyi yaptı: “İş olsun diye barolar başvurmuyorlar. Doğrudan toplumsal yönü olan meselelere, yaşam hakkı gibi en temel insan hakkının çiğnendiği bir dosyada müdahil olmak gibi bir görevi var baroların.” Ergin, kararın aleniyet ilkesine aykırı olduğunu daha önce de dile getirmişti.
Sendika ve Milletvekilleri Duruşmayı Takip Etti
Duruşmayı Birleşik Metal-İş ve Sosyal-İş sendikalarının genel merkez yöneticileri izleyici olarak takip etti. Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, Dem Parti Milletvekilleri Meral Danış Beştaş ve Ömer Faruk Gergerlioğlu ile CHP Milletvekilleri Nail Çiler ve Muhip Kanko da duruşmada hazır bulundu. Aileler ve avukatlar, duruşmanın daha erişilebilir bir yerde yapılmasını talep etmiş ancak bu talepler kabul edilmemişti.
Katliamın Yapısal Boyutu ve Yargılama Süreci
8 Kasım 2025’te Ravive Kozmetik’teki patlama ve yangında 3’ü çocuk, 6’sı kadın toplam 7 işçi yaşamını yitirmişti. Olay, ruhsatsız çalışma, denetimsizlik ve iş güvenliği önlemlerinin yokluğu nedeniyle ihmaller zincirinin sonucu olarak değerlendiriliyor. 16 sanığın yargılandığı davada, yalnızca işverenlerin değil, kamu görevlilerinin ve denetim mekanizmalarının sorumluluğunun da ortaya çıkarılması isteniyor.
Bu gelişmeler, işçi cinayetlerinde yargı sürecinin şeffaflığı ve toplumsal katılımın önündeki engelleri bir kez daha gündeme getiriyor. Yargılamanın etkili ve kapsayıcı yürütülmesi, benzer ihmallerin tekrarlanmaması açısından belirleyici olacak. Duruşma, usule ilişkin itirazların reddedilmesiyle devam ediyor.
Yangın, fabrikadaki patlamanın ardından hızla yayılmıştı. İşçilerin büyük bölümünün düşük ücretle ve ağır koşullarda çalıştığı belirtilirken, olay öncesi yeterli denetim yapılmadığı ve iş güvenliği standartlarının göz ardı edildiği ortaya çıkmıştı. Aileler, tüm sorumluların yargılanması gerektiğini vurgulayarak mücadeleye devam edeceklerini dile getirdi.
Davanın sonraki duruşmaları da aynı yerde devam edecek. Süreç, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki sistematik sorunları bir kez daha gündeme taşıyor.






