İSTANBUL – Bugün (24 Ocak 2026 Cumartesi), Cumartesi Anneleri/İnsanları geleneksel eylemlerinin 1087’nci haftasında İstanbul Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Eylemde, 31 yıl önce (28 Ocak 1995’te) gözaltına alınarak kaybedilen ve işkenceyle katledilen eczacı Ayşenur Şimşek‘in akıbeti ve faillerinin yargılanması talebi bir kez daha yüksek sesle dile getirildi.
Açıklamayı bu hafta gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in ablası İkbal Eren okudu. Eyleme çok sayıda insan hakları aktivisti ve kayıp yakınları katıldı.
Ayşenur Şimşek’in 31 yıldır gözaltına alındığının inkar edildiğini ve faillerin cezasız bırakılarak korunduğunu söyleyen İkbal Eren, “Ayşenur Şimşek 27 yaşındaydı. Ankara’da yaşıyordu. 1990 yılında Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun olmuş, eczacı olarak çalışmaya başlamıştı. 1991 yılından itibaren ise sağlık emekçilerinin örgütlenmesi çalışmalarında aktif olarak yer aldı; Sağlık-Sen Ankara Şubesi Kurucu Başkanı oldu. Çalışmaları nedeni ile gözaltına alındı ve ağır işkencelere maruz kaldı. Ailesi defalarca telefonla arandı; ‘Bu işleri bırakmazsa sonu kötü olur’ denilerek tehdit edildi. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Ayşenur’un babasını karakola çağrılarak ‘Kızınız teslim olsun, yoksa onun için hiç iyi olmaz’ sözleriyle baskı altına alındı. Bu nedenle eve gelemeyen Ayşenur, ailesiyle düzenli olarak haberleşmeyi sürdürdü. Ancak 24 Ocak 1995 tarihinden sonra Ayşenur’dan bir daha haber alınamadı” dedi.
‘AYŞENUR’UN BEDENİ KİMSESİZLER MEZARLIĞINDA BULUNDU’
Ailenin devlet kurumlarına başvurduğunu ifade eden İkbal Eren, “Ancak kendilerine sürekli olarak ‘Kızınız gözaltına alınmamıştır’ yanıtı verildi. Tüm yasal başvuruları sonuçsuz kalan aile, 21 Mart 1995 tarihinde yaptıkları basın açıklamasıyla Ayşenur’u arama kampanyası başlattıklarını kamuoyuna duyurdu. Arama kampanyası sürerken Milliyet Gazetesi’nde bir haber yayımlandı. Kırıkkale yolu üzerinde bulunan genç bir kadının cansız bedeninden söz eden bu haber üzerine aile Kırıkkale Savcılığı’na başvurdu. Otopsi raporuna göre Ayşenur Şimşek 28 Ocak 1995 tarihinde öldürüldüğü ve bedeninde ağır işkence izleri vardı; başından ve göğsünden ateşli silahla, yakın mesafeden vurularak katledilmişti. Bedeni 29 Ocak 1995 tarihinde Kırıkkale yolu kenarında bulunmuştu” diye belirtti.
‘FAİLLER CESASIZLIK ZIRHIYLA KORUNDU’
Daha önce gözaltına alındığı için emniyette parmak izi bulunmasına rağmen, Şimşek’in cansız bedeninin üç hafta boyunca morgda bekletildiğini belirten İkbal Eren, “ Daha sonra ailesine hiçbir bildirim yapılmadan ‘kimliği meçhul’ denilerek Kırıkkale Kimsesizler Mezarlığı’na defnedilmişti. Aradan geçen 31 yıla rağmen Ayşenur Şimşek dosyasında etkin, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmedi. Ayşenur’u kaybedenler, işkenceyle katledenler sistematik bir biçimde cezasızlık zırhıyla korundu. Cezasızlık politikasından devlet sorumlu. Talebimiz açıktır; Ayşenur Şimşek dosyasındaki takipsizlik kararları derhal kaldırılmalı, zamanaşımı engelleri ileri sürülmeksizin dosya yeniden açılmalı; bağımsız, tarafsız ve etkin bir soruşturma süreci işletilmelidir. Hakikat açığa çıkana, adalet sağlanana kadar sormaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘KATİLLERİ BİLİYORUZ’
Ayşenur Şimşek’in ablası Fatma Şimşek, “30 yıla aşkın süredir Ayşenur Şimşek’in katilleriyle ilgili olumlu bir gelişme yaşanmadı. Gözaltında kayıpların, evlerinde sokaklarında yargısız infazların hesabını sormaya devam edeceğiz. Katilleri biliyoruz. Bunlara hiçbir şey yapılmadığını hatta emir verenin daha güçlendiğini, devletin sağladığı imkanlar ile daha önemli yerlere geldiklerini görüyoruz” diye konuştu.
Basın açıklamasının ardından kayıplar anısına Galatasaray Meydanı’na karanfiller bırakıldı ve eylem sona erdi.
Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1995’ten beri her cumartesi sürdürdükleri bu ısrarlı mücadelede, gözaltında kaybetmeler, yargısız infazlar ve cezasızlık politikalarına karşı hakikat ve adalet taleplerini yinelediler. “Katilleri biliyoruz, vazgeçmeyeceğiz” mesajı eylemin ana vurgusuydu.






































