ANTALYA – “Kuyu tipi” hücrelerde tutulan mahpuslar, uzun süreli yalnızlaştırma, sınırlı sosyal faaliyet, havalandırma ve aile-avukat görüşü kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu koşullar, uluslararası insan hakları normlarına aykırı biçimde insan onurunu zedeleyen bir tecrit uygulaması olarak değerlendiriliyor. Mahpuslar, bu ağır izolasyondan kurtulmak ve uygun cezaevlerine sevk edilmek için açlık grevine başvurdu.
Talepler ve Sağlık Riskleri
İHD’nin paylaştığı bilgilere göre, açlık grevindeki mahpuslarda denge kaybı, görme bozukluğu ve genel sağlık gerilemesi gibi belirtiler gözleniyor. Taleplerinin temelinde, kuyu tipi hapishanelerin yarattığı sistematik izolasyonun sona erdirilmesi ve sevk hakkının tanınması yer alıyor. Benzer şekilde, yüksek güvenlikli ve S tipi cezaevlerindeki tecrit uygulamaları uzun süredir insan hakları örgütleri tarafından eleştiriliyor.
İHD ve diğer hak örgütleri, mahpusların taleplerinin acilen karşılanması gerektiğini belirterek, ağır tecrit koşullarının kalıcı sağlık hasarlarına yol açtığını vurguluyor. Açlık grevlerinin uzaması, sistemin mahpusların yaşam hakkını hiçe sayan yapısını bir kez daha ortaya koyuyor.






