SAKARYA – Bartın’ın Amasra ilçesinde Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesi’ne bağlı maden ocağında 14 Ekim 2022 tarihinde meydana gelen patlamada 43 madenci yaşamını yitirmiş, 9 madenci yaralanmıştı. İşçi katliamı, metan gazı birikimi ve yetersiz havalandırma gibi önlenebilir nedenlerden kaynaklanmıştı. Yerel mahkeme, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan dört üst düzey yöneticiyi 15 ila 16 yıl 12 ay arasında hapis cezalarına çarptırmıştı.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 16 Mart 2026 tarihinde açıkladığı istinaf kararında, Genel Müdür Cihat Özdemir (16 yıl 12 ay), İşletme Müdürü Selçuk Ekmekçi (16 yıl 6 ay), Başmühendis Mehmet Tural (16 yıl 6 ay) ve Başmühendis Volkan Soylu’ya (15 yıl) verilen cezaları onadı. Bu dört sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Tutuksuz yargılanan diğer sanıklara verilen 3 yıl 1 ay 15 gün ile 9 yıl arasında değişen cezalar da büyük ölçüde onanırken, bazı beraat kararları da reddedildi.
Kamu işletmesindeki ihmaller ve sorumluluk zinciri
Karar, TTK gibi kamu kurumunda yıllardır biriken metan gazı sorununa rağmen yeterli önlem alınmamasının, yönetim kademesindeki ihmallerin doğrudan facianın nedeni olduğunu teyit ediyor. Ancak ceza miktarlarının infaz yasaları nedeniyle büyük bölümünün fiilen yatılmayacak olması, maden işçilerinin aileleri ve emek örgütleri tarafından eleştiriliyor. Faciada asıl sorumluluğun taşeronlaşma, özelleştirme politikaları ve kar odaklı üretim anlayışında yattığı belirtiliyor; bu politikalar madenlerde güvenlik yatırımlarının önüne geçmiş, işçilerin canını hiçe sayan bir çalışma rejimi yaratmıştır.
Devam eden mücadele ve yargı süreci
Aileler ve avukatlar, kararın kısmi bir adım olduğunu ancak tam adaletin sağlanmadığını ifade ediyor. İstinaf onamasına rağmen olası temyiz aşaması ve kamu görevlilerine yönelik ek soruşturmaların seyri takip edilecek. Bu tür faciaların tekrarlanmaması için maden sektöründeki denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kar hırsının önüne geçen bir üretim modeli gerektiği vurgulanıyor. 43 madencinin ölümü, sermaye lehine işleyen sistemin emek üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.






