ANTEP – Antep Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Sırma Halı fabrikasında çalışan yüzlerce işçi, aylardır ödenmeyen ücretler, zam farklarının verilmemesi ve geçmişte yaşanan iş kazalarına karşı hak talebiyle direnişini sürdürüyor.
İşçiler, düşük ücret politikaları ve güvencesiz çalışma koşulları karşısında iş bırakma eylemine geçmiş, Balıklı Meydanı’nda basın açıklamaları düzenlemişti. Bu süreçte işçilere destek veren Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, yaptığı konuşma nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla gözaltına alınmış ve Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
Akademisyenlerin Bildirisi ve Talepler
Üniversitelerde görev yapan 170 akademisyen, ortak bir bildiri yayımlayarak tutuklu sendika başkanının serbest bırakılmasını ve Sırma Halı işçilerinin haklarının iade edilmesini istedi. Bildiride, Türkmen’in tutuklanmasının sendikal örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğu belirtilerek, işçilerin emeğinin karşılığını alamaması ve iş güvenliği ihlallerinin sistematik hale gelmesinin kapitalist üretim düzeninin sonucuna işaret edildi. Akademisyenler, yargı kararlarının işçilerin hak arayışını bastırmaya yönelik araç haline getirildiğini ifade ederek, etkin bir soruşturma ve adil yargılama talep etti.
Sırma Halı’daki Koşullar ve Direniş
Sırma Halı’da işçiler, maaşların düzenli ödenmemesi, geçmiş zam farklarının birikmesi ve ağır çalışma koşulları nedeniyle uzun süredir eylemde. Fabrikada daha önce meydana gelen iş kazaları, kol kopması gibi ağır sonuçlar doğurmuş, ancak sorumluların hesap vermediği belirtilmişti. İşçiler, direniş boyunca fabrika önünde nöbet tutarken, Türkmen’in tutuklanması üzerine “Mehmet Türkmen yalnız değildir” diyerek tepkilerini dile getirdi. Sendika, bu tutuklamanın işçilere gözdağı verme ve örgütlenmeyi engelleme amacı taşıdığını savunuyor.
Tutuklama Süreci ve Tepkiler
Mehmet Türkmen, 15 Mart’ta evine yapılan jandarma baskınıyla gözaltına alınmış, elektronik eşyalarına el konulmuştu. Konuşmasında işçilerin sömürüye karşı sesini yükselttiği için “halkı yanıltıcı bilgi yayma” ve “kin tahriki” iddialarıyla karşı karşıya kaldı. Sendika ve destekçi gruplar, tutuklamanın hukuksuz olduğunu belirterek dayanışma çağrıları yaptı. Akademisyen bildirisi, bu çağrılara entelektüel kesimden güçlü bir destek olarak öne çıktı ve işçilerin mücadelesinin meşruiyetini vurguladı.
İşçilerin ücret ve hak taleplerinin karşılanmaması, denetimsiz çalışma koşullarının yaygınlaşması, iş cinayetleri, gözaltılar, tutuklamalar ve azgın sömürüyle kapitalist birikimin emek üzerindeki kabul edilemez baskısı artırmaya devam ediyor.






