İSTANBUL – İsrail, İran’ın üst düzey güvenlik yetkilisi Ali Laricani’yi hava saldırısıyla ortadan kaldırdı; bu suikast, savaşın başından beri İran’ın en üst düzey isimlerinden birinin kaybı olarak kaydedildi. Laricani’nin ölümü sonrası İran Devrim Muhafızları, Tel Aviv yakınlarındaki Ramat Gan ve çevresine çok başlıklı (cluster) füzelerle saldırdı. Saldırıda en az iki kişi öldü, onlarca kişi yaralandı ve mülklerde ciddi hasar oluştu. İran, bu saldırıyı doğrudan Laricani’nin öldürülmesine yanıt olarak nitelendirdi. Aynı süreçte İsrail, İran’ın istihbarat bakanı Esmaeil Khatib’i de hedef alarak üst düzey yönetimde peş peşe kayıplar yarattı.
Beyrut ve Lübnan’da Yoğun Saldırılar
Beyrut’un merkezinde ve güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırıları en az altı kişinin ölümüne yol açtı. Lübnan genelinde devam eden bombardımanlar, sivil kayıpları artırırken, Hizbullah’ın roket ve drone saldırılarıyla karşılık vermesiyle çatışma iki cephede sürüyor. Bu saldırılar, Lübnan’ın altyapısını ve halkını doğrudan etkileyerek milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oluyor. İsrail’in Lübnan’daki operasyonları, İran savaşının yayılmasının bir uzantısı olarak işliyor.
Basra Körfezi’nde Enerji Altyapısına Yönelik Saldırılar
İran kaynakları, ABD ve İsrail’in Basra Körfezi’ndeki petrol rafinerileri ve doğalgaz tesislerini vurduğunu bildirdi. İsrail’in İran’ın en büyük doğalgaz sahası South Pars’a yönelik saldırısı, enerji üretimini sekteye uğrattı ve küresel petrol fiyatlarını 110 dolar/varil seviyesine taşıdı. İran buna karşılık Suudi Arabistan, BAE ve Katar’daki enerji tesislerini (SAMREF, Jubail, Al Hosn, Ras Laffan gibi) hedef göstereceğini açıkladı. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik eylemleri ve boğazın kısmi kapanması, küresel enerji akışını tehdit ederek bölge ülkelerinin ekonomilerini baskı altına alıyor.
ABD İçindeki Çatlaklar ve Bölgesel Yayılma
ABD’de Trump yönetiminin karşı-terör yetkilisi Joe Kent, İran savaşına karşı çıkarak istifa etti; istifada İsrail baskısının belirleyici olduğu belirtildi. ABD’nin Hürmüz Boğazı’na bunker-buster bombalar konuşlandırması ve İran füze sahalarını vurması, çatışmanın doğrudan ABD-İsrail ittifakı lehine ilerlediğini gösteriyor. Ancak bu saldırılar, İran’ın Körfez’deki misilleme kapasitesini artırarak enerji güvenliğini riske atıyor.
Emperyalist Strateji ve Halklara Dayatılan Bedel
Savaşın 19. gününde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırıları, enerji kaynaklarını ve stratejik altyapıyı hedef alarak bölgeyi kontrol altına alma amacını açıkça ortaya koyuyor. Bu saldırılar, İran’ın yanı sıra Lübnan, Irak ve Körfez ülkelerindeki halkları doğrudan vururken, küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalar tüm dünyadaki emekçi kesimlerin yaşam maliyetlerini yükseltiyor.






