ANKARA – İran’ın son füze saldırıları sonrası İsrail’in başkenti Tel Aviv ve çevresinde hava savunma sirenleri yeniden yükseldi. İsrail ordusu, saldırılarda 12 kişinin öldüğünü, 200’den fazla kişinin yaralandığını açıkladı. İran füzelerinin bir kısmı İsrail’in çok katmanlı savunma sistemlerini aşarak yerleşim alanlarına isabet etti; siren sesleri altında siviller sığınaklara koştu. Bu gelişme, ABD-İsrail ittifakının İran’ı “diz çöktürme” iddiasına rağmen çatışmanın İsrail topraklarına sıçradığını gösteriyor.
İran’dan Körfez’e Karşı Yoğun Saldırı: ABD Üsleri Hedef Alındı
İran Devrim Muhafızları, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını doğrudan vurduğunu bildirdi. Bahreyn’deki 5. Filo üssü, Katar’daki Al Udeid Hava Üssü, Kuveyt’teki üsler ve Irak’taki Amerikan tesisleri Hürremşehr, İmad ve Kadr gibi ağır balistik füzelerle (2 tonluk savaş başlıkları taşıyan) hedef alındı. İran kaynakları, 17 ABD tesisinin hasar gördüğünü, operasyonel altyapının tahrip edildiğini iddia etti. Suudi Arabistan ise 7 balistik füze ve 2 İHA’nın düşürüldüğünü duyurdu. Bu saldırılar, ABD’nin “maksimum baskı” politikasının Körfez müttefiklerini de ateşe attığını ortaya koyuyor.
Trump’tan Çelişkili Sinyaller: Petrol Tesislerine Dokunmayın İddiası
ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail’den İran’ın petrol tesislerini daha fazla hedef almamasını istediği öne sürüldü. Trump, savaşın “çok yakında biteceğini”, İran’da “vuracak neredeyse hiçbir hedef kalmadığını” belirterek zafer naraları atsa da, İran’ın misillemeleri sürüyor. Trump’ın bu talebi, emperyalist çıkarların enerji kaynaklarını koruma kaygısını yansıtıyor; zira çatışmanın petrol fiyatlarını fırlatması ve küresel enerji krizini derinleştirmesi bekleniyor.
Bölgesel Yayılma ve İnsani Maliyet: Emperyalizmin Bedeli
Savaşın 12. gününde İran’da 1300’den fazla sivilin öldüğü, 10 bine yakın sivil tesisin vurulduğu belirtiliyor. Körfez ülkelerinde ABD üslerine yönelik saldırılar hasar yaratırken, Hürmüz Boğazı’nda gemilere saldırılar ve mayınlama girişimleri enerji nakil hatlarını tehdit ediyor. Çatışmanın Lübnan, Irak ve diğer ülkelere sıçraması, ABD-İsrail hegemonyasının bölgeyi kan gölüne çevirdiğini gösteriyor. İran’ın direnişi sürerken, emperyalist güçlerin “rejim değişikliği” hedefi milyonlarca insanı daha büyük bir felakete sürüklüyor.






