ŞAM / WASHINGTON – Suriye halklarının yıllardır süren acıları üzerine yeni bir tahakküm mekanizması kuruluyor. Bir dönem “terör listelerinde” olan HTŞ lideri Ahmed eş-Şara (Colani) ile emperyalist sermayenin en agresif temsilcisi Donald Trump arasındaki “sıcak temas”, Suriye’nin geleceğinin halklar tarafından değil, kapalı kapılar ardındaki pragmatik çıkarlar tarafından belirlendiğini bir kez daha kanıtladı.
Trump’ın “Mutluluğu”, Halkın Kuşatılmışlığıdır
Beyaz Saray’dan gelen “Her şey çok, çok iyi gitti, mutluyuz” açıklaması, bölgedeki halklar ve direniş dinamikleri için bir uyarı fişeği niteliğinde. Trump’ın bu “mutluluğu”, Suriye’nin yeraltı kaynaklarının, stratejik koridorlarının ve işçi sınıfının yeni bir sömürü düzenine, bu kez cihatçı bir vitrinle eklemlenmesinin ilanıdır. Emperyalizm, dün “tehdit” dediği yapıları bugün bölgedeki yeni bekçisi olarak atamakta beis görmediğini açıkça ortaya koymuştur.
SDG ve Şam Arasında “Zoraki” Mutabakat
Aynı gün içinde SDG ile HTŞ güdümlü hükümet arasında varılan uzlaşı, sahadaki sıkışmışlığın bir sonucu olarak görülüyor. Haseke ve Kamışlı gibi yerel yönetim deneyimlerinin yoğun olduğu merkezlerin, El Kaide kökenli bir anlayışın kontrolündeki İçişleri Bakanlığı’na devredilmesi, bölgedeki demokratik kazanımların tasfiye edilmesi riskini barındırıyor. “Entegrasyon” adı altında sunulan plan, özerk yapıların merkezi ve gerici bir otorite içerisinde eritilmesi hamlesidir.
Statüko Değişiyor, Tahakküm Kalıcı
Bu mutabakat ve Trump-Colani görüşmesi, Ortadoğu’da halkların kendi kaderini tayin hakkının bir kez daha “reel politika” denilen emperyalist çarklar arasında ezilmeye çalışıldığını göstermektedir.
- Cihatçı vitrin: Gerici ideolojilerin devletleşme çabası, bölgedeki laik ve demokratik damarı kurutma potansiyeli taşımaktadır.
- Emperyalist onay: Trump yönetiminin bu süreci alkışlaması, ABD’nin bölgede kaosun yerine “itaatkâr bir düzeni” tercih ettiğinin ispatıdır.


































