1. Haberler
  2. Hukuk-Adalet
  3. 10 Ekim Gar Katliamı Öncesi İstihbarat Bilgilerinin Güvenlik Şubeye Gönderilmediği Ortaya Çıktı

10 Ekim Gar Katliamı Öncesi İstihbarat Bilgilerinin Güvenlik Şubeye Gönderilmediği Ortaya Çıktı

TEM'in Ankara Gar Katliamı öncesi IŞİD istihbaratını Güvenlik Şubesi'ne iletmediği ortaya çıktı; 103 can kaybında kamu görevlisi ihmali belgelendi.

featured
0
Paylaş

ANKARA – 10 Ekim 2015 tarihinde Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi sırasında IŞİD tarafından gerçekleştirilen ve 103 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin yaralandığı Ankara Gar Katliamı’na ilişkin yeni bir detay gün yüzüne çıktı.

Katliamın üzerinden geçen yıllara rağmen devam eden adalet arayışında, önemli bir ihmal zincirinin daha netleştiği belirtildi. Edinilen bilgilere göre, Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanlığı, katliamın gerçekleşeceği mitingin güvenliğinden sorumlu olan Güvenlik Şube Müdürlüğü‘ne, ellerindeki kritik istihbarat bilgilerini iletmedi.

Bu istihbaratların, IŞİD’in canlı bomba eylemi yapabileceğine dair önceden alınan uyarıları içerdiği ve miting güvenliği için hayati önem taşıdığı vurgulanıyor. Daha önceki soruşturma ve raporlarda da Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı ile MİT’in katliam öncesi toplam 62 ayrı istihbarat notu aldığı tespit edilmişti. Ancak bu bilgilerin büyük kısmı ilgili birimlere (özellikle Güvenlik Şubesi’ne) ulaştırılmamış veya yeterince değerlendirilmemişti.

Katliamdan bir gün önce gelen son ihbarın da “önemsiz” bulunarak gerekli uyarıların yapılmadığı, İçişleri Bakanlığı müfettiş raporlarında yer almıştı. Dönemin Ankara Emniyet Müdürü, İstihbarat Şube Müdürü Vekili, TEM Şube Müdürü ve Güvenlik Şube Müdürü Vekili gibi üst düzey isimlerin ihmalleri resmi raporlarda belgelenmişti.

Yeni ortaya çıkan bu bilgi, yıllardır “göz göre göre gelen katliam” olarak nitelendirilen olayda, istihbarat akışındaki sistematik aksaklıkları ve koordinasyon eksikliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Katliamın sorumlularının yargılanması talebiyle mücadele eden aileler ve insan hakları örgütleri, bu gelişmenin ihmaller zincirine yeni bir halka eklediğini belirtiyor.

Adalet arayışı 10 yılı geride bırakırken, Gar Katliamı’nda kamu görevlilerinin ihmali nedeniyle yaşanan can kayıplarının hesabının hâlâ sorulmadığına dikkat çekiliyor.

10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen ve 103 kişinin hayatını kaybettiği IŞİD saldırısının soruşturma süreci, yıllardır tartışmaların odağında. Katliamın üzerinden geçen 10 yılda, doğrudan faillerin yargılanması tamamlanırken, kamu görevlilerinin ihmalleri ve istihbarat zincirindeki kırık halkalar hala aydınlatılamadı. Aileler, insan hakları örgütleri ve muhalefet, “gerçek adaletin” sağlanmadığını savunuyor. İşte soruşturma sürecinin detaylı kronolojisi:

Saldırı Sonrası İlk Adımlar ve Soruşturma Başlangıcı

Katliamın hemen ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Olay yerinde delil toplama çalışmaları yürütülürken, saldırının IŞİD tarafından gerçekleştirildiği kısa sürede tespit edildi. Canlı bombalar olarak 1990 doğumlu Yunus Emre Alagöz ile kimliği tespit edilemeyen bir Suriye uyruklu şahıs belirlendi. Saldırıda kullanılan patlayıcıların amonyum nitrat bazlı olduğu ortaya çıktı; bu malzemenin satın alınmasıyla ilgili ihbarlar, daha sonra ihmallerin kilit noktası haline geldi.

Soruşturma kapsamında, IŞİD’in Türkiye’deki saldırılarını planladığı belirtilen İlhami Balı dahil 35 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. İddianame, 9 aylık bir sürecin ardından kabul edildi ve dava Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Mahkeme, dijital materyallerin incelenmesi, HTS kayıtlarının analizi ve tanık dinlemeleri gibi adımları karara bağladı. Örneğin, olaydan 6 ay öncesi ve sonrasına ait baz istasyonu kayıtları bilirkişiye gönderildi.

İstihbarat İhmalleri ve Kamu Görevlileri Soruşturması

Soruşturma sırasında, katliamın “göz göre göre” geldiği yönünde bulgular ortaya çıktı. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı ve MİT’in, saldırı öncesi 62 ayrı istihbarat notu aldığı tespit edildi. Ancak bu bilgiler, miting güvenliğinden sorumlu Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne iletilmedi. İçişleri Bakanlığı müfettişleri, 25 Şubat 2016 tarihli raporlarında dönemin Ankara Emniyet Müdürü, İstihbarat Şube Müdür Vekili, TEM Şube Müdürü ve Güvenlik Şube Müdür Vekili’nin ihmallerini belgeledi.

Bu tespitlere rağmen Ankara Valiliği, kamu görevlileri hakkında soruşturma izni vermedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da dava açmayınca dosya kapandı. Ailelerin suç duyuruları takipsizlikle sonuçlandı veya izin verilmedi. Savcılık, “kamu görevlilerinin yargılanmasını gerektirecek somut delil bulunmadığı” görüşünü bildirdi.

Katliamcıların faaliyetlerinden güvenlik birimlerinin haberdar olduğu, ancak önleme çalışmaları yapılmadığı belirtildi. Örneğin, bombacıların 2 ton amonyum nitrat gübre alımını ihbar eden satıcının uyarısı, Nizip Emniyeti tarafından 2 Ekim 2015’te Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne iletilmiş, ancak takip edilmemişti.

Dava Süreci ve 2024 Kararı

Dava, 7 Kasım 2016’da başladı ve yaklaşık 8 yıl sürdü. 36 sanığın yargılandığı davada, 15’i doğrudan “katliamı örgütlemekten” suçlandı. Savunma avukatları, kolektif bir çalışma yürüttü; “10 Ekim Ankara Davası Avukatlar Komisyonu” tarafından dava süreci kitaplaştırıldı (“Duymak Zorundasınız”). Mahkeme, “insanlığa karşı suç” kapsamında değerlendirme yapmadı, bu da eleştirilere yol açtı.

1 Temmuz 2024’te karar açıklandı: Tutuklu 10 sanığa (Yakup Şahin, Hakan Şahin, Resul Demir, İbrahim Halil Alçay, Hacı Ali Durmaz, Erman Ekici, Talha Güneş, Hüseyin Tunç ve Metin Akaltın) 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Ayrıca, yaralamalardan 379’ar kez 18 yıl hapis eklendi. Karar, doğrudan failleri kapsarken, kamu görevlilerini dışarıda bıraktı.

Son Gelişmeler ve Devam Eden Mücadele

2025’te önemli bir adım atıldı: Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi, gübre ihbarını örtbas ettiği iddia edilen 3 Gaziantep emniyet görevlisi (İl Emniyet Müdür Yardımcısı, TEM Şube Müdürü ve Yardımcısı) hakkında soruşturma izni verilmemesini iptal etti. Bu, katliamda ihmali bulunan kamu görevlilerinin yargılanmasına kapı araladı.

DEM Parti, TBMM’ye araştırma önergeleri verdi; yargılamadaki usulsüzlükler ve kamu sorumluluğunun araştırılmasını talep etti. Anayasa Mahkemesi, bir yaralının başvurusunu reddederek “yaşam hakkı ihlali yok” dedi.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi örgütler, adalet mücadelesinin devam ettiğini vurguluyor. Aileler, “Bu bir istihbarat hatası değil, tercih” diyor ve tam hesap sorma çağrısı yapıyor. 10 yıl sonra bile süreç, “unutturmama davası” olarak nitelendiriliyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
k_zg_n
Kızgın
0
_a_rm_
Şaşırmış
https://devrimcidusun.org/wp-content/uploads/2021/04/1.png
Giriş Yap

Devrimci Düşün Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.