‘Süslü Sülü’den Sonra Sıra ‘Tayyip Abi’sine Geldi

AKP Şefi/Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "Bundan sonraki videoyu karşınızda anlatacam. Helalleşeceğiz abi" diye seslenen devlet bağlantılı çete yöneticisi Sedat Peker, kendi adına SADAT tarafından El Nusra’ya silah gönderildiğini ve Suriye'deki tüm ticaretin Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı'ya bağlı olduğunu söyledi.

ANKARA – Devlet bağlantılı çete yöneticisi Sedat Peker, “Fırtınalarla Büyüyen Fidanlar Rüzgarlarla Yıkılmazlar” başlıklı 8’inci videosunu Youtube hesabı üzerinden yayınladı. Peker, bir kez daha İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yla ilgili itiraflarda bulundu. Soylu’nun geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamalara değinerek, “Adet olduğu üzere yine yoklamak yapmak istiyorum. Ancak bu sefer Süslü Süleyman’a tek ayak cezası vereceğim. Çünkü çok ayıp şeyler söylemeye başladı. Bilinçaltında yaşadığı olayları dışa vurmaya başladı. Operasyon hazırlattırıyorsun ya senin elemana, çalışıyor şimdi Resul (Organize Suçlarla Mücadele Daire Resul Holoğlu’ndan bahsediyor) bütün milleti nasıl toplayacağız diye… DHKP-C’ye, FETÖ’ye bağladın ya… Geleceğiz sana ama sen cezalı olacaksın bugün” ifadelerini kullandı.

SOYLU’YA: ‘DOKTORUM’ DİYECEKSİN

Peker, “Bizim Süslü, aslan Süleyman, biliyorsunuz kadın iç çamaşırları olayı, ahlaksız, makamı hariç. Ondan sonra da çocuk pornosu olayını çıkardı. Ben yüzbin sene düşünsem, örnek verirken aklıma çocuk pornosu gelmez. Freud, psikanalistin temel ilkelerinde bilinçaltının dışa vurumu diye bunu inceliyor. Maslow’un hümanist psikolojisinde anlatmış olduğu tedavi sistemi Süleyman’a uygun değil. Çünkü Süleyman’a bir an önce müdahale edilmesi lazım ve sorunun üstüne gidip bir an önce o sorunla yüzleştirmemiz lazım. Süleyman, bundan sonra sen bana, ‘Doktorum’ diyeceksin. Biz seninle artık ahiretlik olduk. Beni cennete koysalar, seni cehenneme, ‘Olmaz, ben Süleyman’ın yanına gitmek istiyorum’ derim. En sonki programda söylediklerinden sonra bizim seninle ayrılmamız mümkün değil süslü Süleyman” diye konuştu.

AKADEMİSYENLERE TEHDİT

Kendisinin de her sözüne inanılmamasını isteyen Peker, “Ben de her insan gibi yalan söylemişimdir hayatımda, ama az ama çok. Fakat ben sizinle akit yaptım, yüzden size yalan söylemeyeceğim, söz namus. Allah’a yemin olsun sizinle olan akdimi bozmam. Söz namus, o yüzden dolayı yalan söylemeyeceğim. Özellikle çakma gazetecilere sakın inanmayın” dedi. Peker, Barış Akademisyenlerine dönük tehditlerine de değinerek, “Mesela bu çakma solcularla, çakma gazeteciler, çoğunuz geçmiş tarihlerde bana küfür yazdınız. Tahmin edebiliyorum. Orada size dediler ki, ‘Muhalifleri öldüreceğim’ dedi, ‘muhalifleri bayrak direklerine asacağım, oluk oluk kanlarını akıtacağım’ dedi… Mesala onları şunu söyleminizi isterim, bir gram namusunuz, şerefiniz varsa, Sedat Peker’in söylediği bu sözü, ‘Ben muhalifleri bayrak direğine asacağım, oluk oluk kanlarını akıtacağım’ sözünü getiremeyecekler çünkü öyle bir şey söylemedim. Ama o kadar sık tekrar ettiler ki herkes öyle biliyor. Ben 15 Temmuz anma etkinliği yapılırken, bir tane asker (duruşmada) üstüne ‘Hero’ tişörtü giyip, psikolojik algı yapınca, o zaman insanlarda da korku vardı, tekrar bunlar gelir diye. Üst perdeden bir giriş yapayım dedim; ‘Bastille hapishanesinin basılması gibi siz de cezaevlerini basıp arkadaşlarınızı çıkaracakmışsınız, vatan evlatları da orada olacak FETÖ’cüler sizi boyunlarınızdan bayrak direklerine asacağız’ dedim.. Ben muhalif demedim” diye konuştu.

İKİ SKANDAL

Peker, şunları söyledi: “Televizyonlarda anlatılanlara inanmamanız için geçmişte yaşanılan, başka bir başbakanlık dönemi, mevcut olan değil, iki tane skandal anlatacağım. İçinde bütün herkes var. O zaman diyeceksiniz, orada da bağırıyorlardı ‘temiz toplum’ diye. Sloganı o dönemki başbakanın temiz toplumdu. Onun da içinde olduğu, onun ailesinin de içinde olduğu, gazete patronlarının içinde olduğu, benim içinde olduğum… Ve o gazete patronunun sahibi olduğu tüm gazetelerde ‘temiz toplum’ diye bağırıyordu, biz bunları yaparken… Amacım birilerine sizi düşman etmek değil. İyi yazarlar var, onları mutlaka siz biliyorsunuz. Geri kalana inanmayın. Bizim düşkün Abdulkadir bir yazı yazmış. ‘Sayın Cumhurbaşkanımız bu uluslararası komployu, savaşı kazanacak, çökertecek’ demiş. Sana 50 kere anlatmadık mı düşkün Abdulkadir? Kameraya, tripoda, zekaya yenileceksiniz.

TAYYİP ABİ

Yapılan zulüm çok fazla olunca buharlaşan su gibi gökyüzüne çıkıyor sonra da azap olarak aşağıya iniyor. FETÖ’cülere ben demiştim. Mevcut olanlara da söyledim. Sülü’ye, Pelikancılara, Derin Mehmet’e (Mehmet Ağar) söyledim. Keşke Tayyip Abi bu şekilde olaylara müdahale edip çözseydi. Bu kadar veri, belge, anlatım varken… Ancak nedense bize değil, bana değil onlara inanmayı tercih etti. Daha doğrusu bana da değil doğrulara. Ama bu evren kaçınılmaz bir hikaye var. Bir gün mutlaka gerçekleşecektir.

FİLİSTİN’DE HAMASET

Bir de benim için yazıyorlar, ‘Filistin’de olaylar oldu, destek vermedi’ diye. Ben elimden geldiğinde destek verdim ama imgelerle bunu desteklemeye çalıştım. Kendimizi neden kandırıyoruz? Kendimizi kandırmanın ne alemi var. Azerbaycan’da olay oldu, Azerbaycan’a SİHA’ları yolladık. İyi de yaptık. Katar’da sorun oldu, Katar’a askeri birlik kurduk. Azerbaycan’da SOCAR var, SOCAR’ın alt şirketleri var. Katar’da bankalarda paralar var. Filistin’de ne var? Filistin’de hamaset. Kardeşlerimizle beraberiz, e kardeşlerimizle berabersek 10 tane de SİHA oraya yollayın. E hani beraberdik? Öyle cami çıkışında bağırmayla olmaz bu işler. Olmaz. Devletin ekonomik sıkıntısı var diyorlar, parayı biz toplayalım. 10 tane SİHA parasını toplarız. Şu anda bende o kadar yok, veremem, çünkü sıkıntılı zor bir süreç yaşıyoruz. Ama arkadaşlarla toplarız.

İSRAİL’E MAL TAŞIYAN GEMİLER

İsrail’e giden malları taşıyan gemilerin kimin olduğu belli. İsrail’de kimin, o gemilerin yazıhanesinin olduğu da belli. Boykot edelim, şu bu… Boykotu bırak onların malını taşımayı bırakın o zaman. Filistin konusu apayrı bir konu. Buraya çok değinmek lazım. Ama milleti kasmak için ‘Din elden gidiyor, devlet elden gidiyor, aman beka sorunu’… Yav doğdum din, devlet elden gidiyor, temiz toplum. Hep bu konular olunca bir yerde bir film. 10 tane SİHA yollayın, parayı toplamaya ben başlatacağım. Yalandan filim çevirmenin, kendimizi kandırmanın anlamı yok.”

‘HELALLEŞECEĞİZ TAYYİP ABİ’

Peker, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın itiraflara rağmen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sahip çıkmasına da değinerek, “Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Abi bir uluslararası komplo olduğunu, bu komplonun merkezin de benim olduğumu ismimi geçirmeden anlattı. ‘Görecekler’ dedi. ‘Bulup getireceğiz’ dedi. Devlet bulup getirir. Orda bir sıkıntımız yok. Beni bulup getirmek gerçekleri değiştirecek mi Tayyip abi? Madem ben uluslarası komplonun parçası ajansam, o zaman bundan sonraki videoyu da Tayyip abi, kardeş olarak oturup ben sizin karşınızda anlatacam. Ne zaman tanıştık, ne zaman görüştük ne bir eksik ne bir fazla. Onlara parmak diyet verdim, bilek diyeti verdim. Allaha yemin olsun sen bizim büyüğümüz abimizsin. Silahı buraya koyacağız. İki tane müfettiş, yalan makinası… Yalan makinalarının yüzde bir buçuk yanılma payı var o yüzden mahkemelerde kulanılmıyor. O yüzde bir buçuk da ötse kafama gene sıkacam. Anlatacam. Madem ben ajanım abi… Ajan olduk ya bir özür bekledim abi ya. Ya bütün olanları anlattık bütün her şey ortada. Bütün bunları halk biliyor. Sana anlatmıyorlar. Bir sen bilmiyorsun. Çevreni sarmışlar. Bir sen bilmiyorsun. Geri kalan herkes biliyor. Asla saygısızlık içerisinde olmayacağım yaşadığım sürece sana karşı. Ancak sen görmek istemiyorsan ben vatan haini olarak anılmak istemem. Ben vatan haini değilim. Bunu en iyi sen biliyorsun. Senin hiçbir gücün yokken ben vardım, onların hiçbiri yoktu. Alkış beklemedik, ön planda olmadım. Elimden ne geliyorsa onu da yaptım. Bir dahaki videoda konuşacağız. Tayip abi beraber başbaşa. Abi, kardeş. İnsanlar dinleyecek. Açık delilllerle, bir de normal bilinmeyen delillerle de anlatımlarımı doğruyalacayğım. Helalleşeceğiz abi. Ben ama ajan değilim” şeklinde konuştu.

KUTLU ADALI CİNAYETİ

“Karşı taraf çok çoğaldı. Aklımı tatilden geri çağırdım” diyen Peker, şöyle devam etti: “Bir de mesela şey diyorlar, uluslararası uyuşturucu trafiği… Ben deseydim ki; Binali Yıldırım başbakanlığı döneminde ülkeye sıcak para girsin diye özel gizli bir anlaşma yapıldı, bu şekilde koordinasyon kuruldu diye, devleti yargılatmak için… Bu kriminal olay. Eski başbakanın oğlu, Venezuela ayağı, Kıbrıs’taki o para sistemi, Orta Doğu’ya gidiş. Diyorsunuz ya, ‘Biz herkesi gidip alırız’, Halil Falyalı’yı neden almıyorsunuz? Yayınladı arkadaşlar, ABD’nin kırmızı aramasını, Türkiye’de de İçişleri’nden aranıyor. Herkesi gidip alıyorsunuz, gidin onu da alın. Ama onda kasetler var. Herkesi çekmiş o da. Ben Halil’den öğrenmedim. Namuslu adamın kasetini yayımlamam. Adam çıkıp derse ki, ‘Bu anlatılan doğru’ niye yayımlayım, sapık mıyım teşhirci miyim. Beni boşa düşürecek, ben kendimi size mahcup ettirmeyeceğim. 40 yaşına kadar olan kardeşlerim, sizi de beni dinlediğiniz için başkalarına karşı mahcup duruma düşürmeyeceğim. Bir de Kıbrıs’taki Kutlu Adalı cinayeti zamanaşımı demiştim. Uluslararası hukuku, bizim içtihatları, infaz kanunlarını inceledim şöyle bir şey var; Cinayet 20 senede zamanaşımına uğruyor ancak açılmış bir mahkeme varsa bu zamanaşımını engelliyor. Burada şöyle bir durum ortaya çıkıyor. Biz AİHM’e bağlı olduğumuz için AİHM’de bu konuyla ilgili yargılama yapılmış. O yüzden dolayı o yargılamanın başı zamanaşımını keser. Yani Korkut Eken, Mehmet Ağar ve diğerleri için zamanaşımı olmaz, kardeşim Atilla Peker için zamanaşımı var. Bu içtihat zorlama bir içtihat diyebilir hukukçular, ancak biraz bakıldığında üzerine infaz savcılığı çalışırsa bunu zamanaşımından çıkarır. Bu içtihat da Türk yargı tarihine benim yazmış olduğum içtihat olarak girer.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDA BİR DELİ OTURUYOR

Bizim Süslü Süleyman’a geldik. Mahallede otururken bir çocuk gelir, delikanlı tavırları vardır. Sonra bakarsınız biraz yamukluk var, kaypaklık yapıyor. Sonra bir hatasını yakalarsınız tam döveceksiniz, hemen bağırmaya başlar. Bunlara mahallenin kaşarı denir. Makamı hariç, o TV programında görmedin mi. Gazeteciler ikişer dakika konuşmuş, öyle dedi, böyle dedi, soru soracaklar, tecavüzcü, tak aradan yürüdü gitti.

Sülü, senin doktorunum, seni tedavi de edeceğim. Saydı, saydı kaçtı gitti ya Erhan Tuncel’in ortağı diyor. Bir adama demezler mi açıkla. Nerede ortakmışız? O kadar emin söyledi ki ben bile şüpheye düştüm. Bu adamla ne yapmışız bir adamla? O arkadaş beni tanımaz, ben de onu tanımam. Samimiyetimiz yok. Bir de ablası DHKP-C’li imiş o DHKP-C’den bana bağlantı kurmuş, sonra Nurettin’den de FETÖ’ye bağlamış olayı, benim koruma kararım. Vallahi İçişleri Bakanlığı’nın makamında bir deli oturuyor. Ben size söylüyorum, inanmıyorsunuz. Ben desem ki Nurettin diye birini tanımıyorum, kimse aksini ispat edemez. Çünkü telefon konuşmam yok, resmim yok, hiçbir şeyim yok. Ben Nurettin’i tanıyorum. Tanımıyorum desem hiç kimse kanıtlayamazdı ama ben tanıyorum. Bir şey var bunu anlatmak lazım. Komiser muaviniydi. Bir gün çevirme yaparken bu arkadaşla tanıştık, birkaç kez. Sonra bir arkadaşı bu niye böyle biraz içine kapanık bu arkadaş.

KORUMA POLİSLERİNİN NİYE İFADESİ YOK?

Bir de diyor ki biz ajan diye yerleştirdik. O da yalan. Ajan diye yerleştirdiysen benim dosyada niye bu koruma polislerinin ifadesi yok? Ajansa ifadesi olması lazım. Sen nasıl bir adamsın ya. Bir de diyor ki, ‘Yurt dışına gitmedi polisi’ Yurt dışına gitmeyi bırak 7-8 ay yanımda kaldı. Özelim ben normal değilim ki. 7-8 ay benimle kaldı, evrakları orada.

Tecavüzcü diyor. Ulan sapık senin tipin tecavüzcüye benziyor. Şu tipe bir bak Allah korusun tecavüzcü olmaya ihtiyacım var. ‘Karakolda olayı kapattı gitti’ diyor. Ben o olayla ilgili karakola hiç gitmedim. Savcılığın daveti üzerine savcılığa gittim, olayı anlattım. ‘Bu polislerle ilgili şikayetçi misin?’ dedi, ‘Şikayetçiyim’ dedim. Bundan başka bir şey yok. Polislerle ilgili şikayet… Şanlı gazeteciler var ya, savcılığın kararını yayınlayın dedim, onlar ‘Biz yayınlayamaz ya. İsterseniz ilan verin’ dediler. 100 bin dolara yakın paramı aldılar. Ben neler çektim. Karakolun içinde kalpazan varmış, organizede. O tahkikatı yapanların hepsi şimdi FETÖ’den cezaevinde. O kalpazanı tercüman yapmışlar. Nezaretteki suçluyu, onu da şans eseri öğrendik patlattık zaten, savcının aklı çıktı. ‘Bu devirde böyle şeyler olur mu’ dedi.

FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER…

Sülü’ye bağlı sosyal medya hesapları var. Çok kurnazdır. Oradan bir tecavüz… Nedir, bunu bir araştırın dedim. Allah yardım edecek ya. Nisan’da 20 gram kokain yakalanmış o bayanın üzerinde. 20 gram satıcılığa girer, tutuklanması lazım. Dosyaya gizlilik koymuşlar, tutuklanma yok. Tecavüz etmişim. Kansızsın sen. Bunlar daha neleri anlatacaklar. Faili meçhul cinayetler, neler, neler, neler.

Bir de ‘Sedat Peker’in anlattığının yüzde 10’u bile doğruysa büyük vahim. Parmağımı, kolumu keseceğim. Hepsi doğru diyorum. Delilleri verdim. Sadece, ‘Sedat Peker, bahsettiği Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndaki kişinin belgesini yayımladı. FETÖ’den hakkında soruşturma olduğuna dair. Devlet geleneklerine göre hakkında terör örgütü soruşturması yapılan yüksek derecedeki bürokratlar açığa alınır. Eğer ki eldeki deliller bu kadar çok, açık beyan değilse yer değiştirilir. Böyle bir uygulama yaptınız mı? Yok, bitti. Bu kişinin, hakkında soruşturma varken bile Sadık Soylu ile, senin akrabanla Ankara’da devamlı görüşmesi, telefon TAPE’leri, aynı yerde sinyal vermeler… Bu insan bu kadar maddi projelerin başında duran bir adam.

SADAT’IN EL NUSRA’YA GÖNDERDİĞİ SİLAHLAR

Peker, Suriye’deki paramiliter gruplara gönderilen askeri mühimmatlara da değindi. Peker, şunları söyledi: “MİT tırları yakalandıktan sonra kafamda şöyle bir şey oluşmuştu: Biz oraya hem toplumun duygularını yükseltmek hem de oradaki kardeşlerimize, Bayırbucak Türkmenlerine ve diğerlerine yardımcı olmak için İHA, kıyafetler, -ama sayıca çok fazla, oradaki tüm savaşçılara yetecek kadar- telsizler, çelik yelekler, onlar bunlar, tırlarca… Bu projeji düşündük. O milletvekili arkadaşımızla da konuştuk. O da düşünceyi aldı, iletmesi gereken yerlere iletti. Sonra dediler ‘Biz ek tırlar verelim, sizin tırlarla beraber (gitsinler)’. Bizin tırlar ‘Sedat Peker yardım konvoyu’ diye gidiyor. Basına da resimler veriyoruz. Tüm ekipmanları yolluyoruz. Ama benim adıma giden diğer araçlar var. Onlar da başka yerdeki Türkmenlere gidiyor diye biliyoruz. Araçların içinde ne olduğunu bilmiyoruz, bilmiyoruz dediysem silah var, saf çocuk değiliz. Bu da normal, olması gereken şey. Ama bu MİT tarafından, askeriye tarafından organize edilmiyor. SADAT tarafından organize ediliyor, SADAT’ın içindeki bir ekip tarafından. Bunların hepsini ben kendi paramla alıyorum ama onlar hariç, onların benimle hiçbir ilgisi yok ama benim adıma gidiyor. İşlem yapılmıyor, kayıt yapılmıyor, direkt geçiş yapılıyor. Sonra ben yüklü miktarda Mitsubishi araçlar yollamaya başlayınca dediler ‘Bize de biraz verir misin, orada savaşçılar…’, dedim tamam, verelim. Türkmenler her yerden videolarla teşekkür ediyorlar aracı aldık diye, bir iki tanesi arapça konuşuyorlar. Sonra bizim Türkmen arkadaşlar ‘Bunlar el Nusracı’ dedi. Bizim diğer arkadaşlar da ‘Bu gidenler el Nusra’ya gidiyor’ diyor. Evet, benim üzerimden gidiyor. Samimi yapıyorum. Ama ben yollamadım, SADAT’çılar yolladı. Veli Küçük ile gizlediniz dimi? Göreceksiniz kibrit kutusuna sokacağım hepinizi tüm dünyada hem de devleti de yargılatmayacağım. Belki devlete para cezası, engel olmadığı için, gerekli tedbiri almadığı için, birkaç yüz bin euro, ondan bir şey olmaz.”

PANDORA’NIN İLK KUTUSU

Peker, konuşmasının devamında şu itiraflarda bulundu: “Ama bir bölüm var, şimdi oraya geliyoruz. Pandora’nın ilk kutusunu açalım bakalım. Şimdi sizin Suriye’de ticaret yapmanız için ne yapmanız gerek biliyor musunuz? Metin Kıratlı bey var, cumhurbaşkanlığı idari işler başkanı, Külliye’ye gideceksiniz. Ama böyle bir iki kamyonluk işleri söylemiyorum, büyük, kaçak ham petrol, çay, şeker, alüminyum, bakır, ikinci el araç. Milyarlarca dolarlık para. Suriye mücadelesi için parayı kim verdi, devlet. Kim şehit oldu, millet. Şimdi orada yapılan ticareti anlatacağım. Siz oradan onayı aldıktan sonra MİT grup var, Murat Sancak, Ramazan Öztürk, tüm hiyerarşi orada. Onların onayı geçtikten sonra, El Nusra’nın iktisat sorumlusu var, Ebu Abdurrahman, Ebu Şeyma ismini de kullanıyor, şu anda da ticaret böyle yapılıyor biliyor musunuz? Ben o zaman ne dedim, bunlara silahları veriyorsunuz, bunlar Türkmenlerle savaşıyor, ya anlat abi bir bilelim. Bir bilelim bizim üstümüzden gidiyor. Ya işte yeni bir dengeler kuruluyor, dedim bana anlatacaksınız.

PETROL PARASI

Berat Albayrak nerede biliyor musunuz, hep arıyorsunuz, Murat Sancak’ın evi var Hadımköy, Beylikdüzü taraflarında orada kalıyor. Beraberler. Suriye’ye girilmeli mi, girilmeli, kalımalı mı, kalınmalı ama oradaki para neden hiç devlete gelmiyor, hala para gidiyor oraya. Ama orada bir ticaret var, büyük para kazanılıyor. Ham petrol, bakır, alüminyum…

KES POLİÇEYİ GELSİN PARALAR

Soylu’ya siz sorun isterseniz. Son dört senede bu ülkede ne kadar büyük holding, kurum, kuruluş var hepsi bunun şirketine geçti biliyor musunuz? Bu bile suç. Bu makam suistimal etmek değil mi? Nasıl büyür bir şirket bu kadar. Diyor ya poliçe kesince çok mutlu oluyorum, ben de mutlu olurum Sülü. Kes poliçeyi gelsin paralar. O bakanlıktan ayrılacaksın, tasmayı takacağım Sülü.

LİBYA İHALELERİ

Enteresan bir olay yaşadım. Libya’da olmamız çok önemli, Mavi Vatan… Bir bakan beyle tanıştık, ismini vermeyeceğim sıkıntıya düşmesin. Bakanlar Kurulu toplantısı var, bizim bakanlar Sarrac bey, onun yanında bakanları, bu arkadaş o ekipten diyelim. Konuşma oluyor, konuşmadan sonra diğer bakanlardan müsaade isteniyor baş başa görüşülecek. Cumhurbaşkanımız kendisine şu şu ihaleler şu şu şirketlere verilsin, tamam. Adam istifa etmişti biliyor musunuz, o adam anlattı biliyor musunuz? O ihalelerle ilgili Libyalı iş adamları veya savaşta bunu destekleyenler biz ne yapacağız diye buna şey yapınca adam istifa etmiş, bakan söyledi, ben onun yalancısıyım. Niye 5 tane 10 tane aile alıyor tüm parayı, niye halk fakir? Benim akrabam, İbrahim Yenen Kağıthane’de, yanlarında çalışıyor, binlerce dair var üstünde, tapu. Bir adamın üstüne binlerce daire olur mu? Milletin köpek kulübesi yok. Sonra seni alacağım… Araştırın o kadar tapu var mı yok mu? Artık kontrol edemiyorlar.

Ancak sizi galeyana getirmek isteyip, sokağa çıkarmak isteyenler olacak, yapmayın. Ben size sizin patron olduğunuzu öğreteceğim, siz Tayyip abinin de patronusunuz. Onun maaşını da siz veriyorsunuz. Daha çok konuşacağız, önümüzdeki hafta Tayyip abiyle konuşacağız, ajanım ya ben, bakacağız abi, bakacağız ben nasıl bir ajanım. Ya bizim MİT başarılıdır ya, bir sorun onlara, tripod, kamera ya, akıl beyin. Akıl tatildeydi yeni geldi.
Devlete zarar vermek istesem iki kelimeyle tık kitlerim olayı, kimsede aksini kanıtlayamaz.

BENİM ÜZERİMDEN YAPMAYI KESTİLER

Suriye’de bu olay var ya… Ben bunlara Şii Türkmen konusunu, sonra benim üzerimden yapmayı kestiler. Sonrasında ben bunlara şahit oldum, biliyorum. Tüm denklem benim üzerimde diye. Ben diyeceğim ya, konuşurum diye ben PKK’ya silah sattım diye nasıl bir dedikodu, hatırlıyor musunuz? Allah beni öldürmedi, cezaevine de koymadı, anlatıyorum, anlatacağım.

Ticaretten giden para nereye, bizim MİT grubu, Murat Sancak, Ramazan Öztürk, Berat’ın ekibi. Metin Kıratlı, idari işler başkanı, bir de El Nusra…”

Exit mobile version