İSTANBUL – G7 ülkeleri (Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Birleşik Krallık, ABD) ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, İran’da Aralık 2025 sonundan beri süren hükümet karşıtı protestolara yönelik şiddetli baskılara karşı ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Tahran yönetimine “itidal” çağrısı yapılırken, insan hakları ihlallerinin devam etmesi halinde ilave kısıtlayıcı tedbirler (ek yaptırımlar) uygulamaya hazır olunduğu net bir şekilde vurgulandı.
Açıklamanın Ana Noktaları
G7 dışişleri bakanlarının ortak bildirgesinde şu ifadeler yer aldı:
“İran’da devam eden protestolar etrafındaki gelişmelerden derin endişe duyuyoruz. İran makamlarının, Aralık 2025 sonundan beri meşru taleplerini cesurca dile getiren İran halkına yönelik vahşi baskısının yoğunlaşmasına şiddetle karşı çıkıyoruz. Yüksek sayıda ölüm ve yaralanma raporlarından derin alarm duyuyoruz. Protestoculara karşı kasıtlı şiddet kullanımını, ölümleri, keyfi tutuklamaları ve sindirme taktiklerini kınıyoruz.”
Bakanlar, İran hükümetine şu çağrılarda bulundu:
- Tam itidal göstermesi
- Şiddetten kaçınması
- Vatandaşların ifade özgürlüğü, haber alma hakkı, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğü gibi temel haklarına saygı göstermesi
En kritik uyarı ise şu oldu:
“İran, uluslararası insan hakları yükümlülüklerini ihlal ederek protestolara ve muhalefete yönelik baskıyı sürdürmesi halinde, G7 üyeleri olarak ilave kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya hazırız.”
Bu ifade, mevcut yaptırımların üzerine ek yeni kısıtlamaların (ekonomik, bireysel veya sektörel yaptırımlar) gelebileceğini işaret ediyor. Protestolarda bilanço ağırlaşıyor: 2.500’den fazla ölüm, 18.000’den fazla tutuklama rapor edildi.
G7 Emperyalist Blok Hakkında Ek Bilgi
G7 (Grup Yedi), emperyalist kapitalizmin en güçlü temsilcilerinden biri olarak görülen bir uluslararası forumdur. Resmi olarak bir örgüt değil, dünyanın en büyük gelişmiş kapitalist ekonomilerini bir araya getiren gayriresmi bir oluşumdur. Anti-kapitalist ve anti-emperyalist çevrelerde sıkça “zengin ülkeler kulübü” veya “emperyalist blok” olarak tanımlanır. Küresel ekonomik ve siyasi kararları şekillendirirken, Küresel Güney’in çıkarlarını göz ardı eder, Batı hegemonyasını sürdürür ve eşitsizliği derinleştirir.
Tarihçe ve Kuruluş
G7’nin kökeni 1970’lere dayanır. 1973 petrol krizi, Bretton Woods sisteminin çöküşü, enflasyon ve resesyon gibi sorunlar karşısında ABD, İngiltere, Fransa, Batı Almanya ve Japonya maliye bakanları gayriresmi olarak bir araya geldi (başlangıçta “Library Group” olarak bilinir). 1975’te Fransa Cumhurbaşkanı Valéry Giscard d’Estaing’in Rambouillet Zirvesi’nde İtalya da dahil edilerek G6 kuruldu. 1976’da Kanada’nın katılımıyla G7 oldu. Avrupa Birliği (AB) 1977’den beri “katılımcı” (non-enumerated member) olarak yer alır.
1998’de Rusya’nın katılımıyla G8’e dönüştü, ancak 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhakı sonrası askıya alındı ve G7’ye geri dönüldü. Zirveler yıllık olarak döner başkanlık sistemiyle yapılır (örneğin 2025 Kanada, 2026 Fransa ev sahipliğinde).
Üyeler
- Kanada
- Fransa
- Almanya
- İtalya
- Japonya
- Birleşik Krallık
- ABD
AB temsilcileri (Avrupa Konseyi ve Komisyon başkanları) katılır. Bu ülkeler IMF’ye göre “ileri ekonomi” statüsündedir; dünya nüfusunun %10’unu (yaklaşık 780 milyon kişi), nominal GSYİH’nin %44’ünü ve küresel servetin %50’sini temsil eder.
Amaç ve İşleyiş
Amacı ekonomik koordinasyon, ticaret, ‘güvenlik'(sermayenin ve ticaretin güvenliği) ve küresel krizlere (örneğin 2008 mali krizi, COVID-19, Rusya-Ukrayna savaşı) kapitalizm tarafından yanıt vermek, yol haritası geliştirmek ve/veya sunmaktır. Zirvelerde ortak bildiriler yayımlanır; örneğin 2024’te kömürden çıkış, 2025’te Çin’e karşı yaptırımlar tartışıldı. Ancak yasal bağlayıcılığı yoktur; kararlar uluslararası tekelci sermayenin yönelimini göstermesi bakımından önemlidir.
G7, emperyalizmin modern yüzü olarak nitelenir:
- Zenginler Kulübü ve Dışlayıcılık: Çin, Hindistan gibi yükselen güçleri dışlayarak “modası geçmiş” görülür. Dünya nüfusunun %90’ını temsil etmezken küresel kararlar alır; bu, neo-kolonyalizmin bir tezahürüdür.
- Ekonomik Hakimiyet ve Eşitsizlik: G7 ülkeleri küresel silah satışlarının çoğunu yapar, çevre kirliliğinin %77’sinden sorumludur. Borç iptali (HIPC girişimi) gibi adımlar yetersiz bulunur; yoksul ülkelerden değer transferi sürer.
- Emperyalist Politikalar: Emperyalist bloklar arasındaki çelişkilerden doğdu ve bloklaşmayı derinleştirdi. Çin’e karşı yaptırımlar (2025 zirvesinde “provokatif eylemler” suçlaması), Ukrayna’ya destek gibi hamleler ABD hegemonyasının ve bloklalar arasındaki gerilimde nasıl bir rol oynadığının göstergesidir. G7, “Batı emperyalizminin direksiyonu” olarak görülür; savaşlar (Irak, Afganistan vb), darbe destekleri ve iklim adaletsizliğiyle suçlanır.
G7, kapitalizmin krizlerini yönetirken emperyalist paylaşımı korur.
