Gözaltında İşbirliği Dayatması, Tehdit, Türlü Ağır İşkenceler ve Jopla Tecavüz..

Gözaltında 4 gün ağır işkence gören Mehdi Mıhçı’ya, “Türk devletinin gücünü göstereceğiz” denildiğini belirten avukatı Vedat Çağırtekin, özel işkence yöntemlerinin uygulandığını söyledi.

İSTANBUL – İşkenceyi bir devlet politikası haline getiren sermaye devleti, hiçbir dönem işkenceden vazgeçmiyor. Ajanlık dayatmaktan, itiraf almaya, önceden hazırlanmış gerçekdışı tutanakları imzalatmaya, ihanetçileştirmekten imha etmeye kadar farklı amaçları için işkence uygulamaları sürdürülüyor.

MA’da yer alan habere göre; İstanbul’da 7 Ağustos’ta gözaltına alınan ve İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Mehdi Mıhçı, 4 gün boyunca ağır işkencelere maruz kaldı. Savcılık ifadesinin ardından İstanbul 20’nci Sulh Ceza Hakimliği tarafından “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Mıhçı’nın gözaltı sürecinde darp, şiddet, hakaret ve işkenceye maruz bırakılmasını basına duyuran Özgür Hukukçular Derneği (ÖHD), 11 Ağustos’ta Mıhçı’ya yönelik basın açıklaması düzenledi. ÖHD’nin yaptığı basın açıklamasından yarım saat sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Mıhçı’ya dair bir fotoğraf yayınlayarak, hedef gösterdi.

Konuya dair değerlendirmelerde bulunan Mıhçı’nın avukatı ve ÖHD İstanbul Şube Yöneticisi Vedat Çağırtekin, yapılan işkence ve kötü muameleye karşı suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

ONUR KIRICI İŞKENCE

Mıhçı’nın gözaltına alındıktan sonra polisler tarafından emniyette “mülakat” adı altında bir odaya kapatılıp bilgi istendiğini belirten Çağırtekin, “Daha sonra bilgi vermediği ve işbirliği yapmaya yanaşmadığı gerekçesiyle oda içerisinde darp edildi. Mıhçı, tüm gün boyunca odada tutularak farklı ekipler tarafından darp edilmiş, konuşmazsa kendisinin ve ailesinin öldürüleceğinden bahisle ölümle tehdit edilmiş. Mıhçı, gözaltında bulunduğu ikinci gün de aynı odaya alınmış, saatlerce sorgulanmış, hakaret ve tehditlerle beraber darp edilerek yine işkenceye maruz kaldı. Müvekkilim aynı gün yine işbirliğine yanaşmadığı gerekçesiyle bu sefer çeşitli onur kırıcı işkence yöntemlerine maruz bırakıldı” diye belirtti.

‘TÜRK’ÜN GÜCÜNÜ GÖSTERECEĞİZ’

İşkencenin bir sonraki gün devam etmesi üzerine Mıhçı’nın süresiz olarak açlık grevine girdiğini aktaran Çağırtekin, “Mıhçı’yla yaptığımız ilk görüşmede konuşurken zorluk çektiği, göz kapaklarının istemsizce kapanması sebebiyle uykusuz bırakıldığının anlaşıldığı, etrafını kontrol etmesi sebebiyle korktuğu, can güvenliğinden endişe duyduğu, ailesine zarar verilmesinden çekindiği, uğradığı darp ve saldırı sonucu oturur pozisyondayken doğrulmakta zorluk çektiği görülüyordu. İşkence sırasında, ‘Sana Türk devletinin gücünü göstereceğiz, buradan çıkamazsın. Sana neler yapabileceğimizi sen bile tahmin edemezsin’ gibi tehditlere maruz bırakılmış” diye konuştu.

ÖZEL İŞKENCE YÖNTEMİ

Mıhçı’ya yapılan işkenceye yönelik suç duyurusunda bulunacaklarını belirtmeleri üzerine işkencenin durdurulduğunu aktaran Çağırtekin, şöyle devam etti: “Müvekkilin ifadesi alınacağı zaman emniyete iştirak ettiğimizde Terörle Mücadele Müdürlüğü bizimle bir görüşme gerçekleştirdi ve şiddet, darp ve işkence iddialarının doğru olmadığını ve gerçeği yansıtmadığını söyledi. Müvekkilin genel durumu işkenceyi, iddialarını destekler nitelikteydi. Bizimle konuşmakta zorluk çekiyordu. Yine müvekkilim de beyanında dile getirdi. Dıştan bakıldığı zaman bariz görülen bir darp izi yok, ancak bilinçli olarak müvekkilin kasık ve karın bölgesine bir işkence uygulanmış. Yani dışarıdan bakıldığında görünmeyecek özel bir işkence yöntemi uygulanmıştır.”

SOYLU, İŞKENCEYİ GİZLEMEK İSTİYOR

Süleyman Soylu’nun twitter üzerinden yaptığı paylaşımla Mıhçı’nın hedef gösterildiğini hatırlatan avukat Çağırtekin, şunları ifade etti: “Soylu’nun paylaştığı fotoğraf üzerinden kara propaganda yürütüldüğünü gördük. Soylu, yaptığı paylaşımda Mıhçı’nın ‘terörist olduğunu, dağdan gelip eylem yapacağını’ söyledi. Soylu’nun bu paylaşımı, yapılan insanlık dışı işkenceyi gizleme ve meşrulaştırmaya yöneliktir.”

TEK KİŞİLİK HÜCREDE TUTULUYOR

Mıhçı’nın gördüğü işkenceye ve kötü muameleye rağmen tek kişilik hücrede tutulduğunu vurgulayan Çağırtekin, şöyle devam etti: “Ailesine de gerekli bilgiyi verdik. Yasal olarak bu sürecin takipçisi olacağımızı bir kez daha belirtmek istiyoruz. Müvekkilim kendisine işkence uygulayan kişilerin kimler olduğunu teşhis edecek durumdadır. Bu kişilerin yakalanması için biz suç duyurusunda bulunacağız. Yine aynı şekilde buradan Adalet Bakanlığı’na ve Cumhuriyet Başsavcılığı’na sesleniyorum. Biz bir suç duyurusunda bulunmasak dahi normalde cezai kovuşturmanın başlatılması gerekiyor. Ancak henüz böyle bir soruşturma başlatılmış değil. Bu durumda müvekkilin işkenceye uğratıldığının tespit edilmesi, emniyetten kamera kayıtlarının toplatılması ve gerekirse müvekkilimin muayene tabi tutularak işkence iddialarının araştırılmasını istiyoruz. Bu hususta bir soruşturma başlatılması gerekiyor. Sorumluların cezai kovuşturmaya tabi tutularak hak ettikleri cezayı almalarını sağlayacağız.”

ŞİDDET ARAŞTIRILMALI

Yapılan işkencenin hukukta hiçbir yeri olmadığını sözlerine ekleyen Çağırtekin, devamla şunları belirtti: “Gerek Avrupa Anayasa Mahkemesi gerek uluslararası sözleşmeler bakımından işkencenin kesin bir şekilde yasaklandığını görüyoruz. Müvekkilimin iddialarına göre kendisine işkence uygulayanlar sadece bir birim değil, farklı birimler söz konusu. Biz bu işkence uygulayanların oradaki kişilerin olduğunu düşünüyoruz. Ancak o birime bağlı olmayan kişilerin emniyette nasıl intikal ettiği ve müvekkilim ne şekilde şiddet uyguladığı da araştırılması gerekiyor.”

Mıhçı’nın 15 Ağustos’ta Silivri Cezaevi’ne gittiğini kaydeden Çağırtekin, sözlerini şöyle tamamladı: “Pazar günü müvekkilimle bir görüşme gerçekleştirdik. Şu an için sağlık durumu iyi ama psikolojik olarak henüz toparlayabilmiş değil. Bu ağır işkencelere rağmen direndiğini söyleyebilirim. Ancak her ne kadar kendisi iyi olmaya çalışsa da kesinlikle bir desteğe ihtiyacı var. Müvekkilimin uğradığı işkenceden dolayı suç duyurusunda bulunacağız ve sorumluların cezalandırılması için sürecin takipçisi olacağız.” (MA / Esra Solin Dal)

Exit mobile version